Zul­mün Artsın!

6 Kasım 2011, Pazar
Yazan: Burak Çatlı

-Dok­tor Karen’ın XYZ sigorta şirke­tiyle anlaş­ması var mı?

-Bir dakika bak­mam lazım... Evet var!

-Tamam o zaman ödemede bir sorun olmaz

-Onu bile­mem

-Nasıl ya? Siz dok­to­run mali sek­re­teri değil misiniz?

-Evet!

-E tamam işte, muaye­ne­ha­ne­den sizin numa­ra­nızı ver­di­ler,  sizi ara­yıp ödeme­nin yapı­lıp yapı­la­ma­ya­ca­ğını öğren­mek için anlaşma olup olma­dı­ğını sor­mamı istediler

-Tamam anlaşma var

-E tamam o zaman sorun olmaz

-Onu bile­mem

-Yav nasıl bile­mez­si­niz, dok­to­run mali sek­re­teri siz değil misiniz?

-Evet benim

-E siz bil­mez­se­niz kim bilecek, bana bu konuda yar­dım ede­bi­lecek başka birisi mi var?

-Bakın beye­fendi, ben size yar­dım edi­yo­rum zaten, soru sor­du­nuz yanıt­la­dım, anlaşma var mı dedi­niz var dedim.

-Hanı­me­fendi, sap­tır­ma­yın. Ben o soruyu neden soru­yo­rum? Ödeme­nin yapı­lıp yapıl­ma­ya­ca­ğını öğren­mek için. Ben bu soruyu ente­lek­tüel bi merakla sor­mu­yo­rum, sorar­ken bir ama­cım var. Hiç sırf merak­tan dok­to­run anlaş­ma­sını soran bir has­ta­nız oldu mu?

-Ben de cevap veriyorum.

-Hayır, ver­mi­yor­su­nuz. Meka­nik dav­ra­nı­yor­su­nuz. Meka­nik bir cevap veri­yor­su­nuz. Soru­mun ama­cını bil­di­ği­niz halde meka­nik bir cevap veri­yor­su­nuz. Bana ne dok­to­run anlaş­ma­sı­nın olup olma­ma­sın­dan. Sırf bu bil­gi­nin ken­disi benim ne işime yara­ya­cak. Ben ne diye durup durur­ken sizi ara­yıp da bunu sora­yım. Man­yak mıyım ben? Sorar­ken bir ama­cım var. Ama siz onu bil­mi­yor­muş gibi yapı­yor, müş­teri hiz­met­leri hat­la­rı­nın ses tanıma prog­ram­ları gibi davranıyorsunuz.

-Bakın beye­fendi ben size cevap verdim.

-Tamam. Sizinle ile­ti­şim kur­ma­nın imkanı yok. Size iyi şans­lar. (Good luck!)

***

Bur­num­dan solu­ya­rak çalışma odama gir­dim. Odayı pay­laş­tı­ğı­mız İranlı arka­da­şım “ne oldu?” dedi. Bu çocuk çok iyi bir çocuk. Van’da dep­rem olu­yor, ben­den daha ilgili dav­ra­nı­yor. O yüz­den başım­dan sava­mam. Fakat benim burada asıl neye sinir oldu­ğumu İngi­lizce anla­ta­bil­mem imkan­sız.  Yani anla­tı­rım da onda birini yansıtır.

-Kale­min var mı? dedim yanıt ola­rak. Hemen uzattı.

-Hah!... dedim. İşte tele­fon­daki kıza “kale­min var mı diyo­rum?”, o da yanıt ola­rak “var!” diyor.

Baş­ladı kah­ka­hayla gülmeye.

***

13 yaşın­daki bir kız çocuğu 26 kişiyle cin­sel iliş­kiye giri­yor, muh­te­me­len para kar­şı­lığı satı­lı­yor. Mah­ke­mede ne oldu­ğunu her­kes bili­yor. Bu kız çocu­ğu­nun bu işi kendi rıza­sıyla yap­tı­ğını gerekçe gös­te­re­rek gele­cekte ben­zer bir şeyi yapa­cak­ları teş­vik edecek nite­likte ödül gibi ceza­lar veriyor.

Nere­den baş­la­malı bil­mem. Bir kaç şeyden bah­se­de­ce­ğim ama hiç biri asıl neden değil bu yazıyı yazdıran.

İlk ola­rak 13 yaşın­daki bir çocu­ğun bu eylemi kendi iste­ğiyle yap­tığı nasıl tes­pit edildi?

Diye­lim edildi: 13 yaşın­daki bir çocu­ğun “kendi rızası” nedir? Mesela bu küçük kız, “olsun, en azın­dan kar­nım doyu­yor, başımı soka­cak bi yerim var” diye düşün­müş olsa hakem kol­la­rını iki yana açıp atak yapan takı­mın yönünde koş­mayı sür­dü­re­rek “Devam!” mı diyecek?

Mesela aile­sin­den sürekli şiddet gören bir çocuğu (çocuk “kendi rızası”yla “olsun onlar benim annem babam, döver de sever de” deme­sine rağ­men) “yok çocu­ğum, o iş öyle değil” deyip almı­yor mu aile­nin elin­den çağdaş ülke­ler­deki yetkililer.

Ceza­nın mesela alt sınır­dan veril­me­si­nin bir açık­la­ması var mı?

Yar­gı­cın tak­dir hakkı diye bir şey yok muydu?

Ogün Samast cina­yet işler­ken çocuk, Gari­poğlu kur­ba­nını keser­ken bir kısa pan­to­lonlu, vefa­kat 13 yaşın­daki kız çocuğu 26 yetiş­kin erkeğe satı­lır­ken ne yap­tı­ğını bilen bir fahişe öyle mi?

Karikatür: Cihan Ceylan - Uykusuz

Kari­ka­tür: Cihan Cey­lan - Uykusuz

***

Bun­la­rın hepsi önemli sorular.

Ama asıl sefa­let bir takım hukuk erba­bı­nın (kararı veren yerel mah­keme ve yorum­la­yan diğer hukuk­çu­la­rın)  yap­tığı yorum­larda . Her­kes kararı oku­ma­dan konu­şu­yor­muş, asıl kararı veren mah­ke­me­nin üyeleri mağ­dur­muş, yasa­ları bil­me­den atıp tutuyormuşuz...

Yargı başka bir dün­yada yaşı­yor. Hak­lı­lık­la­rını kağıt üzerin­deki üç-beş cüm­leye dayan­dı­rıp açık­la­maya çalı­şı­yor­lar. Ne kadar aciz bir tutum.

Ünlü fizikçi Ric­hard Feynman’ın bir sözü var: “It doesn't mat­ter how bea­uti­ful your the­ory is, it doesn't mat­ter how smart you are. If it doesn't agree with expe­ri­ment, it's wrong.”

“Ne kadar güzel bir teori­ni­zin olduğu ya da ne kadar zeki oldu­ğu­nu­zun kıy­meti yok­tur. Eğer teori­niz deney sonuç­la­rıyla uyuş­mu­yorsa, yanlıştır”

Yasa­larda ne yaz­dığı, içti­ha­tın ne oldu­ğu­nun bir kıy­meti yok. Bu karar akla, vic­dana, bu dün­ya­nın ger­çe­ğine uymu­yor. Yani yanlış.

Siz dile­di­ği­niz kadar elden ele o zevk­siz ciltli kitap­la­rı­nızı, köşe­le­rine kıv­rıl­mış maka­le­le­ri­nizi, üstü fos­forlu kalemle çizil­miş metin­leri dolaş­tı­rın. Yine yanlış.

Biz “kale­mi­niz var mı?” diyoruz.

“Var!” diyor­su­nuz.

Yan­lış!

Vic­da­nı­nız var mı?

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar