O lafları atlattık
Değerli Okurlarımız,
Aşağıdaki yazı 11 Ağustos 2009 günü yazarı tarafından başka bir "sosyal medya" ortamında yayımlandı.
Gazetemiz ise bu yazıyı 2 yıl sonra yeniden yayımlıyor.
TarihteBugün
Eskiler kendilerine güzel bir kazak, şık bir ayakkabı vb. hediye geldiğinde "benim yaşıma gitmez öyle şeyler" der ve kabul etmezler. Yakışmayanı giymezler.
Bizim Başbakanımız çok ilginç. Çoğunlukla "iki koyun gütmekten", "ulemaya danışmaktan", "beni küfür ettireceksiniz şimdi"den öteye gidemeyen Başbakan, bazen durup dururken "bir kuantum sıçraması denilen olayı düşünün mesela, bunu herkes irdelemelidir" ya da "Raskolnikov'un çektiği acılar aynı zamanda Dostoyevski'nin de bize bir yansıması değil midir?" deyiveriyor.
Haydaaa!
Tiyatro salonuna bıraksak fuayeyi bulamayacak Başbakanımız neler de diyor!
Bugün de şunu demiş: "Neşat Ertaş'ın Gönül Dağı'ndan Şivanperver'in Halepçesi'ni dinlerken duygulanmıyor musunuz? Fuzuli'nin dizeleri ile Ahmede Xani'nin dizeleri sizi hislendirmiyor mu?"
Ya! Tamam hislendiriyor da! Sen nerden biliyorsun bunları! "Abdal" desem gider mahkemeye verirsin beni, sen Neşet Ertaş'tan ne anlarsın?
***
Fakat işte öyle değil. Adına danışman denilen insanlar var. Bu adamlar ne konuşacağını yazıp sabah Başbakan'ın eline tutuşturuyor. Tabi Başbakan'dan önce çeşnicibaşılar bakıyor içine "sosyal devlet", "kamu yararı", "hukukun üstünlüğü" ... gibi şeyler var mı diye. Başbakan'ın zehirlenmeyeceğine kanaat getirildikten sonra, metin Başbakan'a veriliyor, O da çıkıp okuyor.
Tamam da Sayın Başbakan. Bunlar size yakışmıyor.
Yaşınıza gitmiyor.
İlgili başka yazı bulunamadı.



