BİLİMSEL MAKALE – SENTETİK MAKALE

27 Nisan 2011, Çarşamba
Yazan: Burak Çatlı

Değerli okur­la­rı­mız, bil­di­ği­niz gibi zaman zaman TarihteBugün'ün geç­mişte e-posta ile dağı­tı­lan sayı­la­rında yer almış fakat henüz inter­net say­fa­la­rında yayın­lan­ma­mış olan kimi yazı­ları yeni­den yayım­lı­yo­ruz.  Aşa­ğı­daki yazı 7 Mayıs 2004'de e-posta ile dağı­tı­lan sayı­dan alınmıştır.

Eğer doğ­ruysa, Arşi­met ken­dini hamam­dan dışarı attı­ğında, düşün­müş müdür acaba, “ulan ben şimdi bun­dan ne biçim yayın yapa­rım” diye? Ya da New­ton, “Niyet ettim Allah rızası için yayın yap­maya” diye mi giriş­miş­tir araştırmalarına?

Cum­hu­ri­yet Bilim Tek­nik (CBT)’de her yıl iki üç tane Türkiye’de bilim­sel yayın sayı­sı­nın art­tı­ğına dair derleme/istatistik çıkıyor. Buna göre Dünya sıra­la­ma­sında yıl­lar geç­tikçe yük­se­li­yo­ruz.  Der­le­meyi yapan­lar da genelde övüne­rek söz edi­yor­lar bu olumlu gelişmeden.

Yan­lız Ay’ın bir de karan­lık yüzü var. Yayın sayı­sın­daki artış acaba bilim­sel ve tek­nik alanda Türkiye’deki geli­şi­min bir gös­ter­gesi mi ger­çek­ten? Bilim­sel çalış­ma­larda başa­rı­nın gös­ter­gesi yayın sayısı mıdır?

Bu soruyu sık sık soru­yo­rum kendi ken­dime. Tele­viz­yonda prog­ram­lar izli­yo­rum, rek­tör­ler, araş­tır­ma­cı­lar tar­tı­şı­yor, bilim­sel yayın sayı­sı­nın art­ma­sı­nın ger­çek­ten çok önemli oldu­ğunu belir­ti­yor­lar. Fakat birisi de çıkıp, “yahu sayı­nın art­ması tamam da, ya içe­rik?” diye sor­mu­yor. Onları bi kenara bıra­ka­lım, bu prog­ram­ları izle­yen öğren­ci­ler de sor­mu­yor o meş­hur soru­la­rını : “ iyi ama bu ger­çek hayatta ne işi­mize yara­ya­cak?”. İnteg­ral gibi hayati şeyleri öğrenir­ken bu soruyu soran öğren­ci­ler, burada bu soruyu esir­gi­yor biz­ler­den. Sor­sa­lar her­şey aydın­la­na­cak. Çünkü, temel bilim­ler ala­nında yapı­lan çalış­ma­ları bir yana bıra­kır­sak, yapı­lan her çalışma uygu­la­maya yöne­lik bir yanı barın­dır­ma­lı­dır içinde.

Türkiye’de yayın sayısı neden art­mak­ta­dır? Üniver­si­teyi “mes­lek erbabı akademisyenler”in sar­dı­ğını gören bir­kaç iyi niyetli kişi, “olmaz öyle şey kar­de­şim, memu­ri­yet mi bu, öğretim üyesi olma­nın somut ölçüt­leri olsun!” demiş­tir. Son yıl­larda ortaya çıkan bu görüş bera­be­rinde, belirli sayıda yayın yap­mayı da getir­miş­tir. Bunun üzerine bir teces­süs* tut­ku­su­nun değil de, bir zorun­lu­lu­ğun eseri ola­rak yayın sayısı art­maya baş­la­mış­tır. Ayrıca öğretim üyesi­nin değeri yayın sayısı ile ölçül­meye baş­lan­mış, bu nedenle öğretim üyele­ri­miz yayın­lan­maya kabul edil­miş maka­le­ri­nın adla­rını bile web site­le­rine koyar olmuşlardır.

Zan­nımca yapı­lan yayın­la­rın nite­li­ğini hepi­miz çok iyi bili­yo­ruz. Çoğu bir yeni­lik getir­me­yen, uygu­lama alanı olma­yan, yayın yapı­la­rak duyu­rul­ma­sı­nın diğer araş­tır­ma­cı­lara bir yarar, bir ilham sağ­la­ma­ya­cağı yayın­lar. “Sen­te­tik Yayın” da  diye­bi­li­riz, çünkü temeli meraka, araş­tır­maya değil suni bir çaba, bir for­ma­li­te­nin yerine geti­ril­mesi üzerine kurulu.

Bir de atıf mese­lesi var. Bu yayın­lar yük­sek sayıda atıf ala­rak, önemli bir yayın­mış izle­nimi yara­tı­yor. Yan­lız burada da durum, “kör­lerle sağır­lar, bir­bi­rini ağır­lar” çerçe­ve­sinde geli­şi­yor. Bu tür yayın­ları yapan­lar kendi ara­la­rında kazara bir grup oluş­tur­muş durumda ve kendi ara­la­rında atıf yapı­yor­lar. Bura­dan da nite­lik­siz yayın­lar için bile yük­sek sayıda atıf sayısı elde edilebiliyor.

Daha büyük teh­like de şu; yeni gelen nesil araş­tırma tut­kusu yerine, “kör makasla mukavva kes­mek” gibi bir his veren sen­te­tik yayın yap­mayı öğreni­yor­lar “hoca­la­rın­dan”. Oysa önce teces­süs, sonra yayın gel­meli. Yayın, “bak ne bul­dum!” deme­nin for­ma­li­tesi olmalı.

Son bir soruyla biti­ri­yo­rum. Madem Türkiye’nin yayın sayısı bu kadar artı­yor da niye gaze­te­lerde gör­dü­ğü­müz küçük haber­lerde hala “Ame­ri­kalı bilim adam­la­rı­nın yap­tığı açık­la­maya göre...” yazı­yor? Niye biz insan­lı­ğın evren­sel bah­çe­sine çiçek­ler dikemiyoruz**?

Gelecek haf­taya kadar sine­maya git­ti­ği­nizde Zer­rin Özer’in akıl­lara ziyan rek­la­mını gör­me­me­niz dile­ğiyle hoşçakalın.

*teces­süs: merak (bkz. Cemil Meriç kül­li­yatı)
**Çetin Altan

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar