Obez değil... Düpe­düz şişko işte!

10 Nisan 2011, Pazar
Yazan: Burak Çatlı

"Şu anda Türkiye'de her üç kişi­den biri obez. Şişman mı şişko mu diye­lim. Bence şişko demek daha doğru çünkü kolay kabul­le­ne­mi­yo­ruz"* deyince Sağ­lık Bakanı ne kadar hüma­nist, solcu, ile­rici, dev­rimci ve demok­rat varsa, kırk yılda bir doğru bir laf etmiş bu adam­ca­ğızı eleştirdi.

Fer­han Şensoy'un Beyoğlu'ndaki Ses-1885 Tiyatrosu'nda bir oyuna gidince, oyun baş­la­ma­dan önce "Tiyatro Adabı" konulu bir anons yapı­lı­yor.** O anon­sun bir yerinde diyor ki : "Cep tele­fon­la­rı­nızı kapa­tın. Dik­kat eder­se­niz lüt­fen demi­yo­ruz. Lüt­fen deyince  kimse üstüne almı­yor." İş obe­zi­teye gelince durum aynen böyle işte. Obe­zite deyince kimse üstüne almı­yor: Öğleden sonra kadın prog­ra­mına katı­la­rak telef olma paha­sına oraya gel­miş uzman ekran­dan "yap­ma­yın, etme­yin" der­ken, kah­kaha atınca göbeği "Bes­tami" misali oyna­yan ayşe teyze masa­daki kek­ten koca bir dilim ala­rak tere­yağlı pila­vın bir başka lez­zetli oldu­ğunu anlat­maya devam edi­yor. Ya biz kime diyo­ruz. Lüt­fen diyo­ruz, üzeri­nize almıyorsunuz.

O zaman şişko!

Ha ren­cide oldu­nuz. İyi de ben size şişko deyince vücu­du­nuzda bir gram artma olmadı. Obez­ken ney­se­niz, şişkoy­ken de osu­nuz. Ama nedense ren­cide oluyorsunuz.

Aslında siz de haklısınız.

Bu obez keli­mesi gün­lük yaşa­mı­mıza Ame­ri­kan Kül­türü (if any) saye­sinde gir­miş ola­bi­lir. Çünkü mesela kimse oste­opo­roz prob­le­mim var falan demez. Doğ­ru­dan bende kemik eri­mesi var­mış der. İş şişman­lığa gelince bir­den obez oluveriyoruz.

Kişi sanki miyop olmuş, roma­tiz­ması var­mış gibi bir hava oluşuyor.

Üstü örtü­lü­yor.

Lakin şişman­lık / şişko dense işler deği­şecek. Algı farklı ola­cak. Çünkü bizde şişman­lık nor­mal kar­şı­lan­maz. Mesela ter­zi­lerde ya da belli başlı yer­lerde "büyük beden" bulu­nur. İETT'de işe baş­la­sa­nız, o beden bulun­ma­ya­ca­ğın­dan bir süre beklersiniz.

Amerika'da öyle mi ya! "Big&Tall" diye marka var mesela! Çadır kadar büyük gömlek-mont üreti­yor. Hangi işe girer­se­niz girin tenis saha­sı­nın üstünü örtecek kadar olan iş kıya­fe­ti­niz hazır. Gece yarısı korse rek­lam­ları var. Ame­ri­kan Ulu­sal İlaç daire­sine zayıf­lama hapı­nın üreti­mine neden izin ver­me­di­niz diye kızan lobi­ler var. Şişman­lık vaka-i adi­den yani.

Oysa ki şişman­lık çok ciddi bir prob­lem. Diya­bet (tip-2) teş­hisi konan­la­rın yüzde 80'inden faz­lası obez. Bununda ötesinde şişman­lık tan­si­yonu, koles­te­rolü, kalp has­ta­lık­la­rını da tetik­le­ye­rek "all-in-one" bir has­ta­lı­ğın önünü açı­yor: Meta­bo­lik send­rom. Mer­di­ven çıkama­yan, çıksa nefesi tıka­nıp başı dönen, yemek­ler­den sonra sürekli uyuk­la­yan insan­lar yaratıyor.

Ülke­mizde yak­la­şık ola­rak kadın­la­rın yüzde 40'ı erkek­le­rin yüzde 25'i obez.

Durum bu kadar cid­diy­ken gös­te­ri­len bu has­sa­si­yet ger­çek ötesi film senar­yo­la­rında olur.

Bir sene önce Orman Müdürlüğü'nde görevli bir kaç işçi ve yöne­tici NTV Haber'in röpor­taj­la­rında ağla­maklı konu­şup mağ­du­ri­yet­le­rini dile geti­ri­yor­lar. Koca koca adam­lar hepsi de. İncin­miş­ler, üzülmüşler.

Sebep?

"Aman Ormancı" tür­küsü orman­cı­ları yan­lış tanı­tıp ken­di­leri hak­kında insan­larda önyargı yara­tı­yor­muş. Aslında onlar cefakarca...

"Şişko" konu­sunda gös­te­ri­len has­sa­si­yet de bence bu kadar ger­çek üstü.

Ener­ji­mizi, zama­nı­mızı şişman­lıkla müca­dele için har­ca­ya­lım. Şişman­ları kader kur­banı gibi gös­te­rip, şişko deme­ye­lim obez diye­lim demeye değil.

Gelecek haf­taya değin ithal Çin susa­mıyla yapı­lan uydu­ruk İstan­bul simit­le­ri­nin azal­ması dileğiyle.

Yazı­nın ücret­siz eki:

*Sağ­lık Bakanı "Ben O'na deme­dim, mode­ra­töre dedim" dedi de her­şey nor­male döndü.Yoksa bu hükü­me­tin bir baka­nıyla aynı görüşte ola­cak­tım mazal­lah. Zaten böyle bir çıkış da bek­len­mezdi. Söy­le­nen geriye alındı, doğada yine her­şey den­ge­sini buldu.

**Zama­nında Muh­sin Ertuğ­rul da ben­zeri bir­şeyi kitap­çık bas­tı­ra­rak yap­mış. Ama ora­daki uya­rı­lar daha farklı. Tiyat­roya zama­nında gelin­mesi, uygun giyi­nil­mesi vb. anla­tı­lı­yor. İnsan oku­yunca utan­mı­yor. Bu kitap­çık­tan bir say­fa­nın tıpkı basımı Altan Öymen'in Bir Dönem Bir Çocuk ya da Deği­şim Yıl­ları kitap­la­rın­dan birinde var. Ki emi­nim her­kes çok merak ediyordur.

ekleme ve özür (12 Nisan 2011): Şişman­lık süre­ge­len bir has­ta­lı­ğın sonucu ola­rak ya da düzenli ola­rak kul­la­nı­lan bir ila­cın yan etkisi ola­rak da geli­şe­bi­lir. Bu durum­lar  -yazar­dan ica­zet almaya gerek olmasa da- bu yazı­nın kap­samı dışın­da­dır.  Bununla bir­likte bu ayrı­mın açıkça belir­til­mesi gere­kirdi. Yazıda bu ayrımı açıkça belirt­me­di­ğim­den okur­la­rı­mız­dan incin­miş olan­lar ola­bi­lir. Ken­di­le­rin­den özür dilerim.

Bu istisna dışında dedi­ğim dedik­tir : Ben mode­ra­töre deme­dim, biz­zat O'na dedim!

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar