Avrupa'nın burka ile imtihanı
Keyvan Farzani / Foreign Policy / 11.05.2010
FRANSA
Yasal durum: Fransa 2004'te okullarda dini sembollerin ve dini giyim kuşamın giyilmesini yasakladı. Yasanın, Müslümanların başörtülerini hedef aldığı yorumlandı. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Halk Hareketi Birliği Partisi (UMP) bir adım öteye giderek burka (*) ve nikabın (*) Fransa genelinde tüm kamusal alanlarda yasaklanması için bir kampanya başlattı. Fransa meclisi 11 Mayıs'ta bu yönde bir yasağı destekleyici yönde, bağlayıcılığı olmayan bir karar aldı.
Tartışma: Fransa, en büyük Müslüman azınlık nüfusuna (yüzde 6, ya da 4 milyon Fransız vatandaşı) sahip olan Avrupa ülkesi. Önerilen burka yasağı ulusal kimlik ve dinin toplumdaki yeri gibi yanıtlanması güç soruları da beraberinde getirdi. Burkanın Fransa'da yeri olmadığını söyleyen Sarkozy, bunun kadınları bastırmak için kullanılan bir araç olduğunu savunuyor.
Bir meclis komisyonu, bu yıl verdiği bir kararda hastaneler ve toplu taşıma gibi mekânlarda kısmî bir yasaklamaya gidilmesi önerisinde bulundu. Adlî çalışmaları çevreleyen tartışmaları yatıştırmak üzere UMP'nin meclis lideri Jean-François Copé, geçen hafta yaptığı açıklamada yasağın dini ayrımcılıkla ilgisi olmadığını, ("kamusal alanda yüzün görünür olması güvenliğimiz açısından esas olup, bir arada yaşamamızın bir koşuludur" diyerek) güvenlik kaygılarından kaynaklandığını iddia etti.
Başbakan François Fillon, tümden bir yasağın anayasaya uygun olup olmadığını araştırması için yürütmeye adlî konularda tavsiyelerde bulunan Devlet Konseyi'ne bir önerge sundu. Konsey, planlanan yasanın Fransız anayasasını büyük bir olasılıkla ihlal edeceğini ve mahkemeye taşınacağını belirtti. Öte yandan yüzü örten kıyafetlerin kısmen yasaklanmasının güvenlik gerekçeleriyle "yüksek risk" taşıyan bazı yerlerde uygulanabileceğine kanaat getirdi. (Benzer bir yasa İtalya'da hâlihazırda uygulamada. Kamusal alanda nikab giydiği için bir kadın 500 avro cezaya çarptırıldı.) Nihayetinde, Copé Fransa'da burkanın tümden yasaklanması için çalışmaya devam edeceğini söylüyor.
BELÇİKA
Yasal durum: Belçika, yüzü örten örtülerin yasaklanması yolunda büyük adımlar attı. 29 Nisan'da meclisin alt kanadı burka ve nikabı yasaklayan bir tasarıyı onayladı. Yasanın bu yıl içinde meclisin üst kanadından da geçmesi bekleniyor. Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları örgütleri tasarıya şiddetle kınadılar. Yeni yasa 15 ilâ 25 avro para cezası ya da 1 gün ile 7 gün arasında değişen hapis cezası öngörüyor.
Tartışma: Yasak onaylanırsa Belçika, yüzü kapatan tesettürü tamamen yasaklayan Avrupa'daki ilk ülke olacak. Belçika'da 600 binin üzerinde bir Müslüman nüfus olduğu tahmin edilse de parlamenterler yalnızca küçük bir yüzdenin, 300 ila 400 kadının burka giydiğini tahmin ediyor. Yasa tasarısına karşı çıkanlar, esas sorunun hızla artan bir Müslüman nüfusa sahip olan ülkedeki İslam korkusu (İslamofobi) olduğunu iddia ediyor.
Liberal Parti'nin lideri Daniel Bacquelaine yasağı savunurken Ulusal Kamu Radyosu'na (NPR) şunları aktarıyor: "Başörtüsünün bir örtünme aracı olmasının yasaklanması [Müslüman kadınlara] daha fazla özgürlük vermek demektir. Belçika'nın bunu yapacak ilk ülke olmasından ötürü gurur duyuyorum."
Avrupa'daki dini ayrımcılık üzerine uzman olan, Uluslararası Af Örgütü'nden John Dalhuisen karşı argüman olarak "Belçika'nın yüzü tamamen kapatan örtülerin Avrupa'da ilk kez yasaklanması şeklindeki tutumu tehlikeli bir örnek oluşturuyor. İnsan haklarına dair kısıtlamalar her zaman yasal bir hedefle orantılı olmalıdır. Yüzü tamamen kapatan örtülerin yasaklanması orantılı olmayacaktır." diyor.
ALMANYA
Yasal durum: Almanya'nın 16 eyaletinden 8'i okullarda burka ve hicab dahil dini kıyafetlerin ve sembollerin giyilmesini kısıtlayan yasalar çıkardılar. (Beş eyalette ise Hristiyan sembolleri için istisna yaratıldı.) Almanya genelinde kadınların otomobil sürerken burka giymeleri, güvenlik gerekçesiyle yasak.
Tartışma: Avrupa Parlamentosu'nun Alman temsilcilerinden olan Silvana Koch-Mehrin, burkanın "kadın haklarına karşı büyük bir saldırı, gezici bir hapishane" olduğunu söyleyerek yüzü kapatan örtülerin Avrupa genelinde yasaklanması çağrısında bulundu.
Eyman Mazyek gibi Almanyalı Müslüman liderler, Belçika ve Fransa'daki yasaklar ve Koch-Mehrin'in açıklamasının ardından Almanya'da da benzer bir yasağa karşı seslerini yükselttiler. Müslüman liderler yasağın "tamamen anlamsız bir tartışma" olduğunu ve bu girişimlerin "Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasındaki ayrılığı artırmaktan başka işe yaramayacağını" ifade ettiler.
İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere gibi bazı Alman siyasetçiler Mazyek ile aynı görüşü paylaşıyor ve yasakların "uygunsuz ve dolayısıyla gereksiz" olduğunu söylüyor.
HOLLANDA
Yasal durum: Göçmenlik karşıtı cephenin tanınmış simalarından Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders, burka ve tesettürün yasaklanmasına yönelik uluslararası hareketin ön saflarında yer alıyor. Wilders 2006'da burkaya yasak getiren bir tasarıyı Hollanda parlamentosuna sunmuştu. Ancak yasağın dini özgürlük yasalarını ihlal edebileceği kaygısıyla parlamento tasarıyı yasalaştırmadı.
Tartışma: Dini özgürlükler ve ülkede sayıları artan Müslüman toplumunun rencide edilmemesi nedeniyle Hollandalı parlamenterler son yıllarda burkanın yasaklanması konusunda özellikle suskun kalıyor. Öte taraftan Şubat 2007'de yapılan bir kamuyou yoklamasına göre halkın yüzde 66'sının yasağı desteklediği anlaşılıyor. Wilders 2008'de burkanın kamusal alanda yasaklanması yönünde yeni bir girişimde bulundu ancak dini özgürlükler konusundaki kaygılar öne çıktı.
Wilders'in partisi yerel seçimlerde güç kazanmış durumda. Haziran ayındaki genel seçimlerde de mecliste daha çok sandalye kazanacağı tahmin ediliyor. Wilders geçen sonbaharda başörtüsü takanlardan 1000 avro özel tüketim vergisi alınmasını önermiş, buna "paçavra vergisi" adını vermişti.
TÜRKİYE
Yasal durum: Türkiye resmi olarak laik bir devlet. Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923'te çağdaşlaşma hareketini başlatmasından sonra başörtüsü neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı. 1960'larda büyükşehirlerde başörtüsüne rastlamak olanaksız iken, bu eğilim 1970'lerde dinin yeniden canlanması sayesinde tersine döndü.
Bugün üniversitelerde ve kamu binalarında tesettürün hiç bir türüne izin verilmiyor. Yasak, Türkiye'nin 1980'deki askeri darbesinden sonra getirildi ve 1997'de kapsamı genişletildi. Kasım 2005'te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin üniversitelerdeki başörtüsü yasağını uygun bulmasının ardından, Avrupa'daki mevcut yasal mücadelenin yolu açılmış oldu.
Tartışma: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) gibi İslamî eğilimli partilerin seçilmesi yasağın uygulanmasında bir şekilde hafiflemeye neden oldu. Yine de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki davacı Leyla Şahin gibi binlerce kadın başörtülerini çıkarmayı reddettikleri için sorun yaşıyor.
Milletvekilleri son on yıl içinde yasağı kaldırmak için bir çok başarısız girişimde bulundu. Dinî partilerin devlette artan etkilerine rağmen başörtüsü yasağı yakın zamanda kalkacağa benzemiyor. Kendilerini Türkiye'deki laik düzeninin koruyucusu olarak gören üst düzey ordu mensupları dinin kamusal alana girmesini sert bir şekilde eleştiriyor.
Bu yazının aslını aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:
http://www.foreignpolicy.com/articles/2010/05/11/europe_s_burqa_wars?page=full
İlgili başka yazı bulunamadı.


