yak gitsin şu dijital ormanı
Galatasaray’ın UEFA kupasını alması gibi bir his oluştu içimde!
Biz UEFA kupasını hep böyle katılınıp, 2., hadi bilemediniz 3. turda elenilen birşey sanırdık.
Ondan sonra hep başkalarının hikayelerini izlerdik.
Kupa finalinde bir takım tutulacaksa bize göre mazlumu seçer, kazara o takım kupayı alırsa da kupa töreninde konfetiler atılırken biz de mutlu olurduk.
Ama bir gün Galatasaray geldi bunu değiştirdi.
Biz eleneceğiz dedikçe o eledi ve konfetiler atılırken baktık ki o takımın göğsünde ay-yıldız var kırmızı beyaz. İlk defa bizden olanı görmenin mutluluğu kapladı yüreğimizi, bağırmaktan sesim kısıldı, sabah uyandım, dün gece aşık olduğum kıza açılmışım da o da gülümseyerek sokağın köşesinden kaybolmuş gibi bir sırıtma var yüzümde.
İşte yine aynı duygular kapladı yüreğimi. Müjdeler olsun!
Artık bizim de seri katilimiz var!
ntvmsnbc.com sitesini yöneten gazetecilerin yıllarca yabancı basını takip ederken nasıl iç çektiklerini, ellerin seri katil haberlerini çevirip verirken bizim katillerin renksiz başı sonu belli hikayeleri yüzünden bir haberci olarak nasıl buruk kaldıklarını tahmin edebiliyor musunuz?
Ama şimdi! İşte oldu! Artık bizim de seri katilimiz var! Öyle namus cinayeti, yan baktı kavgası, yok efendim alacak verecek tartışması gibi alaturka, daha hikayenin başı sonundan belli düz cinayetlere son artık. Seri katil ya! Var mı ötesi! Acaba çocukluğu nasıldı? Onu buna iten etkenler neler? Uyuşturucu kullanıyor mu? Acaba cinsel sapkınlığı var mı?
Yakınlarıyla röportajı yapılır, hayat hikayesi yapılır, neden o silahı seçtiği sorulur, sonraki hedefi kimdi o öğrenilir, gidilir o hedefle son anda polisin seri katili yakalaması sayesinde ölümden kurtulmanın nasıl bir duygu olduğu konuşulur, hatta hatta, erbabı devreye girerse seri katille son anda kurtulan kurban karşı karşıya getirilir.
Bunun acaip “story”si olur. Sayın Hıncal Uluç, rahmetli Ufuk Güldemir... Geniş görüşlü, öncü gazeteciler. Müjdeler olsun artık öyle TRT gibi, bir kısım BBC gibi kuru kuru haber veren basın gidiyor. Bakınız “cover story”li haberler geliyor.
Bir de salak sosyolog bulup ona da “Türk Toplumunda Mutant İzler: Amerika’nın Mısırı Değil Kültürü Genlerimizi Bozdu – Anadolu’da Seri Katil Gerçeği” diye makale yazdırdınız mı (başyazı da olur, Sezen Aksu gazete çıkardı, salak da olsa sosyoloğa bir baş yazıyı çok görmeyin, o kadar okuyup doktor olmuş) Seri Katil Konsepti’nin entelektüel altyapısı da hazır olur.
***
Vatan Gazetesi internet yayın yönetmeni Aylin Duruoğlu’nun başına gelenleri duymayan kalmadı. Eski bir tanıdığının silahlı bir eylem yapması üzerine beraber yedikleri bir yemeğe dayanarak Aylin Duruoğlu tam 10 ay tutsak yaşadı. Sonra da “pardon” dediler. Kan dondurucu bir şey.
Aylin Duruoğlu içerdeyken basın kendisine destek verdi. Emre Kongar’dan İclal Aydın’a kadar herkes köşesinde Aylin Duruoğlu’na destek verdi. Ben de bu güzel gülüşlü genç kadının böyle sudan bir sebeple 10 ay içeride tutulmasını bir türlü kabullenemedim. (Çirkin gülüşlü yaşlı bir kadın olsa da fikrim değişmez. Lafın gelişi öyle. Aylin Hanım’ın güzel gülüşüne gönderme yaparak tezat daha da iyi vurgulanıyor.)
O yazılarda hep şu bilgiye yer veriliyordu:
“Çok da olmadı, 1.5−2 senedir gazetevatan.com’un başına geçtiğinden beri tanıyorum onu...
Sabahtan akşama, “internetteki hit sayısını artırmanın planlarını” yapardı...
Kısa zamanda gazetevatan.com, “İnternet’in en hızla yükselen haber portalı” unvanını almıştı..”
Ben bunları okudukça daha da bir meraklanıyor, bu genç ve çalışkan kadının neler yapabilecekken engellendiğini düşündükçe kızıyordum . Aylin Duruoğlu bir an önce işinin başına dönsün istiyordum.
Döndü.
Aşağıda dönüşünün ilk örneklerini görebilirsiniz.
Aylin Hanım koşulsuz hoş geldiniz. Öyle ahlakçı falan da değilim; İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe / Bacakların ruhudur şekil veren diyorum.
Lakin bu ne haldir.
***
“Tam on yıl önceydi. Galatasaray, İngiltere'nin Leeds United takımıyla karşılaşıyordu. İki Leeds United taraftarı İstanbul'da bıçaklanarak öldürüldü. Galatasaray iki gol atarak maçı kazandı.
O dönemde Uzanların gazetesi olan Star'ın manşeti şöyleydi? "TWO SİZE!"
...
Yazının spotunda şu korkunç ifadeler var: 'Holiganların sokakta da, sahada da ağzını burnunu kırdık...Biz Türkler, Avrupalı rakiplerimizi çiçeklerle karşılar, alkışlarla uğurlarız...Ama sizi, suratınıza TÜKÜREREK gönderiyoruz! Two...Two... İngiltere'ye kadar yolunuz var..’
Fotoğraf'ta bir İngiliz taraftar dayak yiyor, yere diz çökmüş kendisini korumaya çalışıyor. Fotoğrafın altında şunlar yazılı: 'Leedsli holiganlara Taksim'de kafasına vura vura toprağı öptürdüler... Leedsli futbolculara Ali Sami Yen'in çimlerinde cenaze namazı kıldırdılar. Hem de two rekat.’"
Yukarıdaki alıntı Oral Çalışlar’ın 17 Nisan 2010 tarihli yazısından.
Yıl 2000.
Star Gazetesi’nin başında olan isimler:
Yılmaz Özdil.
Fatih Çekirge.
***
Fatih Çekirge dediniz de (demediniz mi, kimse Fatih Çekirge demedi mi?)
Bakınız Fatih Çekirge ne yazmış 22 Haziran 2007’de, aşağıda bir kare var Hürriyet web sitesinden, işte bu da linki:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6753140.asp?gid=180
Okumanızı tavsiye ederim, çok eğlenceli:
“Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz”
“Bu tür teşhire dayanan foto-galeri zihniyetinin habercilikle ilgisi olmadığını düşünüyoruz.” (biz zaten hep öyle düşünüyorduk)
“Üstelik kadını yalnızca teşhir malzemesi olarak gören bu zihnriyetin insana karşı bir saygıısızlık olduğunu da söylüyoruz...” (bu tür aseksüel söylemlerden kaçınsak da özünde hem fikiriz, yazım hatası kendisine aittir!)
“İnternet gazeteciliğiyle hiç ilgisi olmayan yalnızca kadın teşhirine dayanan, çıplak, yarı pornografik fotoğrafları tümüyle kaldırıyor ve yayınlamama kararı alıyoruz...” (siz neler yapıyormuşsunuz da meğer...)
“Bu belki de bizim günlük trajımızı ya da sayfa görüntülenmemizi düşürebilir ancak biz trajın değil düzeyin ve doğru haberciliğin yüksekliğini önemsiyoruz...” (Her seferinde buraya kadar dayanıyorum ama burda bir pıskırma oluyor)
Bu bir şey değil de bu yazının altında 1147 yorum var. Onlar önemli.
1147 naif insan gözyaşları içinde bu kararı destekler yorumlar yapmış.
İşte en sonuncusu:
“Sayın Fatih Çekirge; size binlerce kez teşekkür ediyorum. size va gazetenize yakışan da budur. O kadar memnunum ki kararınızdan 2 gündür çok sevinçliyim. Hürriyetin ahlaki değerlere saygılı olan tavrı kafamdaki karışıklığı giderdi. Artık bir gün dahi ayrılmadan Hürriyet okuyacağım.”
Efsanelerle büyümüş temiz kalpli insanımız gerçekten “kurumsal kimlik” diye bir şey olduğuna, Fatih Çekirge’nin böyle bir şey yazınca bundan dönemeyeceğine, Fatih Çekirge’nin ilkeli gazetecilik vb. gibi şeylerin varlığına inanan, önem veren biri olduğuna inanıyor.
O-oof of!
Aşkı Türkan Şoray filmlerinden öğrenen fabrika kızıyız.
***
Gelecek yazıya değin Türkiye’ye dondurulmuş gıdanın hikmetlerini anlatan şirketin batması dileğiyle.
İlgili başka yazı bulunamadı.






