Aha Bak Buraya Yazıyorum!
Kanal D'de yeni bir dizi başlamış: Cuma'ya Kalsa.
Ben de kendi dizimi çekiyorum: Perşembenin Gelişi!
***
Bu son olan rüyada görülen komik olaylar gibi.
Bildiğimiz "According to Jim"i, "Cuma'ya Kalsa" diye bize uyarlayıp dizi yapmışlar.
Tutmaz!
Tutmaz çünkü bu dizinin bizim dünyamızda (memleketimizde) olan bitenlerle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Tutmaz çünkü bu dizideki karakterler, Star Wars-IV'da kahramanlarımızın girdiği barda gördükleri 3 antenli 5 gözlü bar ahalisi kadar yabancı ve gariptir bizim için.
Tutmaz çünkü bu dizinin öyküsü (siz konsepti deyin, sizinle de ilgilenicem) zaten kuvvetli değildir, eğer James Belushi seviyorsanız eh işte!
Tutmaz çünkü yazar ekibinin diziyi bize uyarlamak için en ufak bir gayretleri olmadığı dizinin adından belli (Jim'i Cuma yapmışlar: 2 yaklaşık sonuç!).
İlk duyduğumda Robinson Crusoe parodisi sandım.
Tamam bu kadar naiflik fazla ama kaçınızın çevresinde adı Cuma olan biri var? En son ilkokulda Cumali diye arkadaşım vardı.
***
Ben bu dizinin tutup tutmamasıyla çok da ilgilenmiyorum. Benim tepkim meydanın bu kadar boş olmasına ve bu teslimiyetçiliğe.
Haluk Bilginer'i bulup senaryo bulamamıza!
Kolonyayı aşıp Old Spice'la tanışmamıza (Kurban ol sen kolonyaya!).
***
Bir sözüm de "Dana" karakteri içi seçilen Aysun Kayacı'ya!
Eğer oyuncular "Recisör"ün nefsine göre seçilmiyorsa, "Dana" karakteriyle Aysun Kayacı arasında uzaktan yakından bir ilgi yoktur. Evet, Aysun Kayacı çekici; yani en azından medya böyle buyuruyor. Ama dizideki "Dana" çıtkırıldım bir sarışın değil, aksine tuttuğunu koparan, başına buyruk bir erkek-Fatma. Aysun Kayacı'dansa Meral Akşener bile daha iyi bir seçim olurdu.
***
Mimar Sinan'ı oynayan Münir Özkul'un dediği gibi "Alkolik ettiniz lan beni!".
*****************************************************************
Kaçak kat: Yazı aslında bitmişti ama geçmişte saadeti sıcacık yuvamda değil de dışarlarda ararken (evet itiraf ediyorum, facebook) benzeri bir konuda gönlümce yazmışım. Onun bir kısmını buraya alayım dedim. Bu da bu yazının kaçak katıdır.
Orada 1−2−3 ... diye maddeleri sıralarken yazı 4'ten itibaren şöyle devam ediyor :
Dört- Parçalarınızı çalın
Beş- Kendi parçalarınızı çalın.
Altı- Kötü de olsa çalın.
Yedi- Adamlar demeyin, konuşmayın, çalın.
Sekiz- Tekrar çalın.
Dokuz- Efendinizin ilaçlarını çalmayın.
Konuk yazarlar Sayın Cemil Meriç ve Sayın Serdar Ateşer'e teşekkür ederim.
İlgili başka yazı bulunamadı.




Yeter Anne, Altın Kızlar, CSI (TRT kalkışmıştı bir ara, sonra ne oldu bilmiyorum) gibi daha bir sürü başarısız örneği varken üstelik. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama yerli ve orijinal, sizin deyiminizle öyküsü buralara dayanan o kadar güzel dizi vardı ki... Yazık, başkalarından medet ummak gerçekten çok yazık. Meral Akşener iyi bir öneri elbette :)
Senaristlere lafım yoktur, yetenek, bilgi, birikim, yaratıcılık meselesi demek ki yaratıcılıkları bu kadar ama boyle "ucuz işlere" evet diyen, yayın programına koyan arkadaslara robinsonvari selamlarımızı gönderelim...