Hoşgeldin TRT El Türkiye
Diana Mukkaled / Eşşarkülavsat / 09.04.2010
TRT'nin Arapça yayına başlayan El Türkiye kanalı, Arap dünyasına hitap etme arzusundaki 'Arab Russia Today', 'France 24 Arabic' gibi benzer kanallardan daha çok ilgi gördü. Yayın hayatında iki yıl önce başlayan BBC Arapça bile, TRT El Türkiye'nin gördüğü kadar ilgi görmemişti. Üstelik Türk resmi kanalının üretim ve kapsam bakımından diğer Arapça yayın yapan kanallarla kıyaslandığında bir hayli iddiasız görünmesine rağmen.
Bilhassa şu aşamada Arap dünyası Türk sanatını, siyasetini ve ülke ekonomisini dikkatle izlerken; hiç şüphesiz ki Türk hükümeti bu kanal için bir hayli istekliydi. Kanalın açılışını bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yapması, muhtemelen kendisinin Arap tarihine ve kültürüne duyduğu derin merakın göstergesi.
Tabii ki kanalın kesin değerini ölçmek için henüz erken, ama TRT El Türkiye'nin diğer kanallara benzemediği de ortada. Sadece bir haber kanalı olmadığı gibi, küçük bir muhabir ağı var. TRT El Türkiye; gündüz kuşağı programlarından dizileri, sanatı, haberleri ve ekonomiyi içeren genel bir kanal. Bu, Türklere bir yandan Erdoğan'ın İsrail'e karşı sert tutumunu gururla göstermesine olanak sağlarken, diğer yandan Arap dünyasında 'Nur' adıyla üne kavuşmuş dizileri 'Gümüş'ü ve yıldızını kendi kanallarında yayınlamalarını, böylelikle büyük bir siyasi ve ekonomik kazanç edinmelerini mümkün kılan bir karışım.
TRT El Türkiye'nin yayına başlamasını müteakip, Arap ve Türk gazeteleri ve internet sitelerinde tarihi yeniden anımsatan sayısız beyanat yer aldı. Türk politikasına ve diplomasisine duyulan hayranlığın yükselişi Osmanlı İmparatorluğu'nu övmeye kadar vardı. Oysa imparatorluğun kötü muamelelerini unutmuşuz değiliz.
Türkiye'nin Arap ülkelerinin hâlâ başaramadığı batılı demokrasi anlayışıyla harmanlanmış bir İslam modeli sunduğuna kuşku yok. Bizler de böyle bir model peşinden koşmalıyız. Ancak böylesi bir hayranlığın doğal ve makbul olduğu kadar, Türkiye'nin soyunduğu bu yeni rolün geçerliliği biraz abartılıyor gibi. Sanki Türkiye'nin kendi demokrasisinin üzerinden geçmeye ve siyasi modelini istikrara kavuşturmaya ihtiyacı var gibi. Bunlar uzaktan duyulduğu için cılız çıkan sesler.
Bölgedeki mevcut dengelere ivme vermesi ve bir anlam kazandırması maksadıyla Türkiye'nin bir rol üstlenmesi gerektiği aşikâr. Ancak böylesine zor bir dönemde Türkiye'den üstlenmesini istediğimiz rol, modern bir devletin varlığı şeklinde olmalı, yeni bir Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişi şeklinde değil.
Geçen hafta Moskova metrosundaki intihar saldırılarının ardından, neler olup bittiğini öğrenmek isteyen Araplardan 'Russia Today' kanalının varlığını bilenler, bu kanalı açtıklarında hayal kırıklığı yaşadılar. Medya açısından, Rus deneyimi tam bir hayalkırıklığı, özellikle de Rusya'daki siyasetin nabzı Arap dünyasından çok da uzak değilken.
Türk medyasının bu yeni atılımı hassasiyetle izlenmeli. Türkiye'nin siyasi duruşuna eklemlenme gibi bir yanlışa mahal vermemelidir. Son olarak Türkiye bizimle olan yakınlaşmasının sonucunda, Türk medyasının karşı karşıya olduğumuz büyük sorunları görmezden gelmesine izin vermemelidir.
Diana Mukkaled Arap basınının önde gelen televizyoncularındandır ve Arap dünyasındaki güncel sorunlar ve medya üzerine köşe yazıları yazmaktadır. Lübnan'daki tartışmalı konuları ele alan ''Çıplak Gözle'' adındaki belgesel dizisi fenomen yaratmıştır. Irak Savaşı'nda, Afganistan'da ve Lübnan'daki İsrail katliamında savaş muhabirliği yapmıştır. Diana Mukkaled, 2004'te Time dergisi tarafından dünyanın en etkili kadınlarından biri olarak gösterilmiştir.
Yazının aslını aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:
http://www.aawsat.com/english/news.asp?section=2&id=20520
İlgili başka yazı bulunamadı.


