Işık ve Yağmur Şehri: Bir İstanbul Kaçamağı
Ahmed Ramadan / المصري اليوم / 01.04.2010
İstanbul'a ilk gittiğimde 8 yaşımdaydım. Hayal meyal anımsadıklarım; siyah kaldırım taşlı caddeler, kocaman minareleri arasından kuşların uçtuğu camiler, ve çiçekler, yığınla çiçekler.
İstanbul'u yeniden ziyaret etme kararım, bugünlerde herkesin müptelası olduğu Arapça dublajlı Türk dizileri nedeniyle değil. İstanbul'da güzel bir haftasonu geçirme fırsatı bulduğumda bunu etraflıca düşünmedim bile, bir de baktım, Türk Hava Yolları uçağındayım.
Geziye Türk Hava Yolları'nın harika ikram servisiyle güzel bir başlangıç yaptım. Sırf can sıkıntısından yediğiniz uçak menülerinden değil, sıcak servis ve gayet lezzetli-yolculuğun bitiminde sizi bekleyen Türk yemeklerine iyi bir ısınma turu niteliğinde.
Havaalanından şehre geçiş oldukça rahat, metroyla hızlı bir yolculukla Sultanahmet civarına varabiliyorsunuz. Her ana durağın yakınında kolayca bulabileceğiniz danışma masalarından harita edinebilirsiniz. Ancak danışmaya gitmeden önce sorularınızı hazırlayın, zira bu insanlar büyük ihtimalle şehirde karşınıza çıkacaklar arasında en akıcı İngilizceye sahip olanlar. Toplu taşıma gayet elverişli ve ucuz, bir gidiş 2 Türk Lirası yani yaklaşık 7 Suriye Lirası.
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle The Side Hotel and Pension'a rezervasyon yaptırdım. İstanbul'un tarihi dokusuna, Sultanhamet Camii'ne, Ayasofya Camii'ne ve sizi şehrin geri kalan yerlerinde götürecek belli ulaşım noktalarına birkaç metrelik mesafede. Üstelik otel Yerebatan Sarnıcı (suyla dolu ve bilinmeyen sebeplerden dolayı iki adet Medusa başıyla korunan yeraltındaki saray bölmesi) ve Topkapı Sarayı'na da oldukça yakın. Bir dahaki sefere havalandırmaların çıkardığı sesten dolayı Four Seasons Hotel'e bakan odalardan uzak duracağım. Genel olarak, otel gayet temiz, güzel ve uygun fiyatlı. Ücrete, otelin Sultanahmet Camii'ne ve Boğaz'a bakan çatı katındaki restoranında kahvaltı da dahil.
Asya ve Avrupa kıtaları arasında kurulmuş bu şehrin, Doğu-Batı karışımını anlatarak sizi sıkmaya niyetim yok. Fakat, mutlaka iki kıtayı ayıran İstanhul Boğazı'ndan feribotla geçin. Ben Karadeniz'e doğru ilerleyerek Anadolu Kavağı dedikleri köye gittim. Hatta burada, Boğaz'ı ve Karadeniz'i bir arada görebilmek uğruna bir dağın en yüksek noktasına tırmandım. Dağın bu kısmı uzun bir sabah yürüyüşü için ideal. Köylüler deniz kenarında açtıkları isimsiz restoranlarda size 50 Suriye Lirasına bira, balık ve meze öneriyorlar. Dikkat etmeniz gereken şey; bazı mezelerin menüye dahil olmadığı ve bu mezeler için daha fazla para ödemeniz gerektiği.
İstanbul bu yıl 2010 Kültür Başkenti olarak adlandırıldı. Boş bir öğleden sonranızı değerlendirmek için farklı toplantı yerlerinin ve müzelerin adreslerine bu siteden bakabilirsiniz. Geleneksel turistik gezilerle işiniz bittikten sonra, genç sanatçılarla kıdemli Türk sanatçılarının icraatlarının karışımı geziye ilginç bir hava katacaktır. Denize nazır İstanbul Modern, Boğaz'ın öteki tarafında kalan camiler ve son olarak şehrin ana caddesi: Taksim ve İstiklal Caddesi.
İnsanlar akşamları alışveriş ya da yemek için Taksim'de geziniyor oluyorlar. (Bu çok ucuz self-servis restoranlardan birine kendinizi teslim edin: Bilhassa yemeğinizi seçerken Türkçe konuşmak zorunda kalmadığınız için bu restoranlar en iyi seçim oluyor.) Alakart yemeyi düşünüyorsanız, ana caddedeki Kueste'de tavuk dolmasını deneyebilirsiniz. Restoranı, vitrinin arkasına oturup ve yemek pişiren yaşlı hanımları görünce tanırsınız.
İstanbul'da gece yapılabilecekler çok çeşitli. Beni şaşırtan bir zamanlar İslam başkenti olan bu şehrin birçok farklı yaşam tarzını kabulleniyor oluşu. Kendinizi sadece ana caddeyle sınırlamayın, Taksim'de birçok kulüp ve bar bulunuyor. Caddenin derinliklerine doğru ilerlediğinizde herkes için ayrı bir eğlence yeriyle karşılaşabilirsiniz. Hatta tam da bir rockbar'ın yanına konumlanmış sosyetik salsa barlara rastlamanız mümkün.
Ben kendime Badehane isminde çingene müzikleri çalan bir bar seçtim. Küçük ama hoş bir atmosfere sahip bir yer, üstelik iyi İngilizce konuşan barmenler var (Badehane tel. no. 0212 249 05 50). Birçok şarkıcının kendi müziklerini ve hatta bazı İngilizce klasikleri söylediklerini göreceksiniz. Gecenin ilerleyen saatlerinde aynı müzisyenleri Taksim'in kaldırımlarında yağmura aldırmadan, duvardaki muhteşem grafitilere karşı çalıp söylerken görürseniz şaşırmayın.
İstanbul sahip olduğu çeşitliliklerle gözlerinizi kamaştırabilir, ama yine de şehrin en güzel yanı nazik ve saygılı insanları. Şayet istediğiniz mahremiyetse, İstanbullular bunu anlayışla karşılayacaklardır. Ancak yakınlaştığınızda yüzlerinde daimi bir gülümsemeyle size yardım edeceklerdir. Bu muhteşem şehrin tadını çıkarmanız için ellerinden geleni yapacaklardır.
Bu yazının aslını aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:
http://www.almasryalyoum.com/en/news/istanbul-getaway-visiting-city-light-and-rain
İlgili başka yazı bulunamadı.


