Kusur­suz Barış Olmaz

28 Mart 2010, Pazar
Çeviren: Seda Ateş

Lakhdar Brahimi / İhtiyar Heyeti / 24.03.2010

Kariyerimde hiçbir zaman, başkaları ne derse desin, bir durumun umutsuz olduğunu ya da değişimin imkansız olduğunu düşünmedim.

1988'de Kıbrıs'tan çok da uzak olmayan bir ülkeye, Lübnan'a gittim. 17 yıl süren ve binlerce insanın ölümüne sebep olan iç savaşa son verecek kalıcı bir barış anlaşması için ülkedeki muhalif grupları bir araya getiren Arap Birliği tarafından görevlendirilmiştim.

Lübnan yerle bir olmuştu. Oraya vardığımda, her şey daha çok tazeydi ve her kesimden sert eleştiriler geliyordu. Bana bir çok kez orada vaktimi harcadığım söylendi.

İnsanlar bana şöyle diyordu: ''Bu insanlar 17 yıldır birbirleriyle savaşıyor. Sen onlara daha önce söylenmemiş ne söyleyebilirsin? Zaten bir çok arabulucu geldi gitti. Lübnanlılar arasında bir çok anlaşma yapıldı ve bunlara sadık kalmayıp savaşmaya devam ettiler.''

Haklıydılar. Bir çok arabulucu vardı, ve bir çok bozulmuş anlaşma. Evet, muhtemelen onlara daha önce duymadıkları hiçbir şey söyleyemeyecektim. Ama bu sefer, işler çok farklıydı.

17 yıl sonra farkına vardığımız şey, bir çok Lübnanlının uzlaşmayı çözümsüzlüğe yeğlediğiydi. Savaşmaktan bıkmışlardı. Hâlâ öfkeliydiler, birbirlerine karşı hâlâ derin bir güvensizlik besliyorlardı. Ama katliamla ve nefretle dolu bir gelecekleri olamayacağına karar verdiler.

Kıbrıslıların şimdi yüzleştiği durumu, 1988'de Lübnanlıların yüzleştiği durumla kıyaslamıyorum. Kıbrıs'ta silahlar uzun zamandır susmuş durumda. Ancak toplumların korkunun üstesinden nasıl geleceğine, ve ne kadar zaman önce başlamış olursa olsun, belirsizlik, çatışma ve bölünmeye rağmen yollarına nasıl devam edeceklerine dair kıyaslamalar yapabiliriz.

Bir çok Kıbrıslı hâlâ öfkeli, kırgın ve güven duymuyor. Bunlar savaşın kaçınılmaz sonucu ve gayet makul duygular. Ama biliyorum ki; insanlar, bunca acıya rağmen bir şekilde barışa yanaşabilir ve bir arada yaşayabilirler. Bunu kendi ülkemde, Cezayir'de de gördüm. 1994'te Güney Afrika'da farklı ırkların katıldığı ilk seçimleri izlerken de gördüm, Lübnan'da da.

Kıbrıslıların bir çoğu müzakere sürecine ve süreci yürüten liderlerine inanmıyor. Yakın zamanda yapılan anketlere göre Kıbrıslı Rumların da Türklerin de çoğunluğu çözüm istiyor, ancak gidişata göre bunun mümkün olduğuna da inanmıyorlar. Bu gayet mantıklı bir tutum.

Nisan'da kuzey kesimde yapılacak seçimler ve Rum Kesimi'ndeki siyasi görüş ayrılıkları da muhtemelen kuşkuları arttıracak.

Ancak insanlar değişim hakkında da endişeli, bilhassa görünüşte oldukça sakin görünen Kıbrıs'ta (acıya ve görünmeyen karmaşaya rağmen). Üstelik bu şaşırtıcı değil, uzlaşmayı da imkansız kılmıyor. Lübnanlıların da uzlaşmaya varması epey zaman almıştı. Çok, çok zordu. Yine de derin bir çaresizlik içinde dahi, umutlar tükenmişken liderleri bir araya geldi.

1989'da Lübnanlılar kusurları olmasına rağmen çözüm getiren bir anlaşma imzaladılar. Taif Anlaşması'nı imzalayan veya imzalamayan her Lübnanlı lider bu anlaşmayı eleştirdi.

Bugün de eleştirmeye devam ediyorlar, etmeliler de. Fakat liderler de halk da, anlaşmanın kusurlu da olsa bir arada yaşama temeli üzerine kurulduğunu kabul ediyorlar. Gelecek onları nereye sürüklerse sürüklesin, birlik ve beraberliğin daha sağlam temelleri olduğuna karar verdiler.

Kıbrıslı Rum ve Türk liderler bir uzlaşmaya varabilirlerse, ki tüm kalbimle bunu yapabileceklerini umut ediyorum, bu uzlaşma bütün yaralara merhem olabilen bir mucize olmayacaktır. Hiç bir anlaşma kusursuz olamaz. Ama ben bütün Kıbrıslılar'dan bunları geride bırakmalarını arzu ediyorum. Beraberlik, Kıbrıs için bölünmüşlükten daha iyi sonuç verecektir.

Önümüzdeki yıllarda Kıbrıs çok daha önemli sorunlarla karşılaşacak. Ada çapındaki mevcut su sıkıntısının, daha da büyük sorunlar getireceğini ve herkesi etkileyeceğini görmek için şöyle bir bakmak yeterli. Ancak etkin bir işbirliğiyle tüm bunların üstesinden gelinebilir.

Değişimin getireceği belirsizliklere rağmen, kalıcı ve gerçek barışı aramaktan korkmaya gerek yok.


Bu yazının aslını aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:
http://theelders.org/cyprus/blogs/elders/peace-can-never-be-perfect


  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar