Tutuk­la­ma­la­rın ardın­daki ger­çek nedir?

3 Mart 2010, Çarşamba
Çeviren: Yazı İşleri

Soner Çağap­tay / Fore­ign Policy / 25.02.2010

Türk ordusu yıl­lar yılı doku­nul­maz ola­geldi. Hiç kimse, başını yakma riski nede­niyle, ne orduyu ne de üst düzey gene­ral­leri eleş­tir­meye cesa­ret ede­bi­lirdi. Türk Silahlı Kuv­vet­leri, kurucu önder Kemal Atatürk'ün laik dev­let mira­sı­nın nihai koru­yu­cusu iken, ülke­deki başka hiç bir kuv­vet bu üstün­lüğü cid­den teh­dit ede­mezdi. Şimdiye kadar.

22 Şubat'ta ara­la­rında Kara, Hava ve Deniz kuv­vet­le­rinde fiilen görevde olan gene­ral­ler, ami­ral­ler ve emekli komu­tan­la­rın da yer aldığı 49 asker, hükü­mete karşı darbe hazır­lı­ğında olmak iddi­asıyla göz altına alındı. Asker­ler 5 bin say­fa­lık bir bil­di­riyi kaleme almakla suç­la­nı­yor. Belge, yazı işleri siya­sası tama­men orduyu hedef almaya adan­mış Taraf geze­te­sinde yayım­landı. Bil­di­ride, diğer konu­la­rın yanında Türk ordu­su­nun İstanbul'daki tarihi cami­leri bom­ba­la­mayı ve kendi uçak­la­rını vura­rak dar­beye zemin hazır­la­mayı plan­la­dığı yer alı­yor. Konuyla ilgili görü­şüne baş­vur­du­ğum Türkiye'de görev yap­mış eski bir ABD Büyü­kel­çisi, bu senar­yo­nun gülünç oldu­ğunu söy­ledi. Eski büyü­kelçi, "Türk ordusu darbe yapa­caksa bununla ilgili 5 bin say­fa­lık bir not tut­mazdı" dedi.

Üç gün sonra eski Deniz ve Hava kuv­vet­leri komu­tan­ları ser­best bıra­kıldı. Bu da hükü­me­tin niye­ti­nin Türk ordu­suna göz dağı ver­mek oldu­ğunu kanıt­lı­yor. Tutuk­la­ma­lar, Afganistan'daki Ame­ri­kan asker­le­ri­nin öldü­rül­me­sini kut­la­yan, cihat yan­lısı, İslamcı, küçük bir gazete olan Vakit gaze­te­sine 19 Şubat'ta Tür­kiye Genel­kur­may Başkanı'na ait olan bir ses kay­dı­nın sız­dı­rıl­ması ola­yını takip edi­yor. Türkiye'de mah­keme kararı olma­dan kişi­le­rin din­len­mesi de, bu kayıt­la­rın yayım­lan­ması da yasa­dışı. Hal­buki, Genel­kur­may Başkanı'nın din­len­diği bu olay nede­niyle kimse yar­gı­lan­madı. Bu da Türkiye'deki güç den­ge­le­ri­nin kesin ola­rak yer değiş­tir­di­ği­nin bir göstergesi.

Türk siya­se­tinde dağ­lar yerin­den oyna­mış durumda. Orduya karşı tüm sal­dı­rı­lar artık meşru. Bel­den aşağı vur­mak da buna dahil. Bu büyük deği­şi­min ardın­daki güç, ikti­dar­daki Ada­let ve Kal­kınma Partisi'ni (AKP) des­tek­le­yen aşırı muha­fa­za­kâr siyasi bir frak­si­yon olan Fet­hul­lah Gülen Hare­keti (FGH). Hare­ket, şu anda Ame­rika Bir­le­şik Devletleri'nde yaşa­yan ancak Türkiye'de hâlâ tutu­lan, etkili bir hatip Fet­hul­lah Gülen tara­fın­dan 1970'lerde kuruldu. FGH, laik Türkiye'yi kendi görü­şüne göre yeni­den şekil­len­dir­mek mak­sa­dını taşı­yan muha­fa­za­kâr bir hare­ket. Bu amaç için siya­sette, eği­timde, med­yada, iş dün­ya­sında, top­lum­sal ve özel hayatta Gülen'in dini yoru­munu ege­men kıl­maya çalışıyor.

Orduyu artık eleş­ti­re­bi­li­yor olma özgür­lü­ğü­nün, Türkiye'de daha ser­best bir demok­rasi oldu­ğu­nun kanıtı oldu­ğunu düşü­nen­ler ola­bi­lir. Oysa işin aslı, Tür­kiye "doku­nul­maz" olan bir kurumu bir baş­ka­sıyla, hem de daha teh­li­keli olan bir kurumla değiş­tirdi. Ulu­sal polis teş­ki­la­tını ve teş­ki­la­tın yargı üzerinde etki­sini git­tikçe artı­ran yurt için­deki istih­ba­rat kolunu kont­rol eden Gülen hare­ke­tini eleş­tir­mek, bir zaman­lar orduyu hedef almak kadar tabu hâline geldi. Bugün artık başını yakan­lar, Gülen hare­ke­tini eleş­ti­ren­ler oluyor.

Darbe iddi­aları elbette aci­len müda­hale gerek­ti­ren ciddi bir mesele. Ancak bu iddi­alar, son üç yıl­dır 5 bin 800 say­fa­lık rekor bir iddi­ana­me­den, yüz­lerce şafak vakti ev bas­kın­la­rın­dan başka hiç bir şey ortaya koy­ma­yan Erge­ne­kon dava­sı­nın bir par­çası. Dava süre­cinde ara­la­rında üniver­site rek­tör­leri ve tanın­mış eği­tim­ci­le­rin yer aldığı bir çok kişi göz altına alındı. Tutuk­la­nan­la­rın tek ortak nok­tası AKP ve Gülen hare­ke­tine muha­lif olma­ları. Davaya bakan baş­savcı Zeke­riya Öz ve emni­yet teş­ki­la­tı­nın istih­ba­rat baş­kanı Rama­zan Akyü­rek ve teş­ki­lat içe­ri­sin­deki güçlü diğer isim­le­rin Gülen hare­ke­ti­nin sem­pa­ti­zan­ları oldu­ğunu düşü­nen­ler mev­cut. İfadesi alı­nan ve tutuk­la­nan­lar ara­sında suça ve suis­ti­male karı­şan­lar olsa da, çoğu­nun masum olduğu anla­şı­lı­yor. Örne­ğin 73 yaşında ve kemo­te­rapi teda­visi gören Tür­kân Say­lan. Say­lan, Gülen hare­ke­ti­nin bir çok rakip örgü­tü­nün faali­yet gös­ter­diği Türkiye'nin doğu­sunda, yok­sul genç kız­lara eği­tim ola­nağı sağ­la­yan bir sivil top­lum örgü­tü­nün baş­ka­nıydı. Ölüm döşe­ğinde bir darbe plan­la­dığı iddi­asıyla sor­gu­la­nan Say­lan, dört hafta sonra haya­tını kaybetti.

Hak­la­rında her­hangi bir iddi­aname olmak­sı­zın bir çok kişi ceza­evinde çürütüldü, bazı­ları öldü. Yargı sis­te­mi­nin ve emni­ye­tin Gülen'in kont­ro­lün­deki kesimi, Erge­ne­kon dava­sına karı­şan kişi­lere karşı yasa­dışı din­leme faali­yet­le­rinde bulundu. Bu kişi­le­rin iti­bar­la­rını sars­mak niye­tiyle, özel hayat­la­rıyla ilgili, örne­ğin evli­lik dışı iliş­ki­leri hak­kında ayrın­tı­lar, AKP ve Gülen yan­lısı med­yaya sızdırıldı.

Gülen hare­ke­ti­nin orduya karşı güt­tüğü kan davası eskiye daya­nı­yor. ABD'deki evan­je­list hare­ket örne­ğini takip eden FGH, 1980'lerde çarpıcı biçimde ser­pildi. Demok­ra­siye karşı Mak­ya­velci bir yak­la­şım benim­se­yen Gülen, 1999'da tele­viz­yon­dan yayım­la­nan bir mesa­jında taraf­tar­la­rına "insan­lara yalan söy­le­mek de dahil her türlü yön­te­min mak­bul oldu­ğunu" söy­ledi. Dok­sanlı yıl­larda bir çok hükü­mete arka çıkan hare­ket, bunun kar­şı­lı­ğında yan­daş­la­rına bürok­ra­side önemli mev­ki­ler edindi.

Dok­san­la­rın sonunda Gülen, orduyla kafa kafaya gir­diği müca­de­lede kay­betti. FGH'nin des­tek­le­diği İslamcı Refah Par­tisi (RP) hükü­meti ile ordu ara­sın­daki çekişme, bu müca­de­le­nin mer­ke­zinde yer alıyordu.1997'de ordu, RP'ye karşı top­lum­sal bir hare­kat düzen­ledi. Hükü­me­tin isti­fa­sın­dan sonra, ara­la­rında Fet­hul­lah Gülen Hare­keti men­sup­la­rı­nın da olduğu İslamcı yapı­lan­ma­lar bürok­rasi ve ordu­dan tas­fiye edildi.

Gülen, 1999'da yol­suz­luk ve laik­lik kar­şıtı siyasi icra­at­ler nede­niyle suç­lan­dı­ğında Pennsylvania'ya yer­leşti. Daha sonra suç­la­ma­lar­dan beraat etse de bir daha Türkiye'ye dönmedi.

Oysa hare­keti dönüş yaptı. 2002'de AKP ikti­dara gel­di­ğinde FGH med­ya­sıyla, seç­me­niyle ve iş dün­ya­sın­dan lobi des­te­ğiyle ikti­da­rın arka­sında yer aldı. Kar­şı­lı­ğında FGH men­sup­ları yar­gıda, bürok­ra­side ve istih­ba­ratta önemli mev­ki­ler edindi.

Gülen hare­ke­ti­nin ikti­dar aygı­tı­nın önemli bir kıs­mını kont­rol ettiği ve Erge­ne­kon davası ara­cı­lı­ğıyla muha­lif­le­rine karşı bir sin­dirme kam­pan­yası yürüt­tüğü, Tür­kiye oto­ri­ter bir düzene doğru yol alıyor.


Kısal­tı­la­rak çevri­len bu yazı­nın aslını aşa­ğı­daki adres­lerde bulabilirsiniz:

http://www.foreignpolicy.com/articles/2010/02/25/whats_really_behind_turkeys_coup_arrests?page=full
http://www.washingtoninstitute.org/templateC06.php?CID=1430


  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar