Tutuklamaların ardındaki gerçek nedir?
Soner Çağaptay / Foreign Policy / 25.02.2010
Türk ordusu yıllar yılı dokunulmaz olageldi. Hiç kimse, başını yakma riski nedeniyle, ne orduyu ne de üst düzey generalleri eleştirmeye cesaret edebilirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri, kurucu önder Kemal Atatürk'ün laik devlet mirasının nihai koruyucusu iken, ülkedeki başka hiç bir kuvvet bu üstünlüğü cidden tehdit edemezdi. Şimdiye kadar.
22 Şubat'ta aralarında Kara, Hava ve Deniz kuvvetlerinde fiilen görevde olan generaller, amiraller ve emekli komutanların da yer aldığı 49 asker, hükümete karşı darbe hazırlığında olmak iddiasıyla göz altına alındı. Askerler 5 bin sayfalık bir bildiriyi kaleme almakla suçlanıyor. Belge, yazı işleri siyasası tamamen orduyu hedef almaya adanmış Taraf gezetesinde yayımlandı. Bildiride, diğer konuların yanında Türk ordusunun İstanbul'daki tarihi camileri bombalamayı ve kendi uçaklarını vurarak darbeye zemin hazırlamayı planladığı yer alıyor. Konuyla ilgili görüşüne başvurduğum Türkiye'de görev yapmış eski bir ABD Büyükelçisi, bu senaryonun gülünç olduğunu söyledi. Eski büyükelçi, "Türk ordusu darbe yapacaksa bununla ilgili 5 bin sayfalık bir not tutmazdı" dedi.
Üç gün sonra eski Deniz ve Hava kuvvetleri komutanları serbest bırakıldı. Bu da hükümetin niyetinin Türk ordusuna göz dağı vermek olduğunu kanıtlıyor. Tutuklamalar, Afganistan'daki Amerikan askerlerinin öldürülmesini kutlayan, cihat yanlısı, İslamcı, küçük bir gazete olan Vakit gazetesine 19 Şubat'ta Türkiye Genelkurmay Başkanı'na ait olan bir ses kaydının sızdırılması olayını takip ediyor. Türkiye'de mahkeme kararı olmadan kişilerin dinlenmesi de, bu kayıtların yayımlanması da yasadışı. Halbuki, Genelkurmay Başkanı'nın dinlendiği bu olay nedeniyle kimse yargılanmadı. Bu da Türkiye'deki güç dengelerinin kesin olarak yer değiştirdiğinin bir göstergesi.
Türk siyasetinde dağlar yerinden oynamış durumda. Orduya karşı tüm saldırılar artık meşru. Belden aşağı vurmak da buna dahil. Bu büyük değişimin ardındaki güç, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AKP) destekleyen aşırı muhafazakâr siyasi bir fraksiyon olan Fethullah Gülen Hareketi (FGH). Hareket, şu anda Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan ancak Türkiye'de hâlâ tutulan, etkili bir hatip Fethullah Gülen tarafından 1970'lerde kuruldu. FGH, laik Türkiye'yi kendi görüşüne göre yeniden şekillendirmek maksadını taşıyan muhafazakâr bir hareket. Bu amaç için siyasette, eğitimde, medyada, iş dünyasında, toplumsal ve özel hayatta Gülen'in dini yorumunu egemen kılmaya çalışıyor.
Orduyu artık eleştirebiliyor olma özgürlüğünün, Türkiye'de daha serbest bir demokrasi olduğunun kanıtı olduğunu düşünenler olabilir. Oysa işin aslı, Türkiye "dokunulmaz" olan bir kurumu bir başkasıyla, hem de daha tehlikeli olan bir kurumla değiştirdi. Ulusal polis teşkilatını ve teşkilatın yargı üzerinde etkisini gittikçe artıran yurt içindeki istihbarat kolunu kontrol eden Gülen hareketini eleştirmek, bir zamanlar orduyu hedef almak kadar tabu hâline geldi. Bugün artık başını yakanlar, Gülen hareketini eleştirenler oluyor.
Darbe iddiaları elbette acilen müdahale gerektiren ciddi bir mesele. Ancak bu iddialar, son üç yıldır 5 bin 800 sayfalık rekor bir iddianameden, yüzlerce şafak vakti ev baskınlarından başka hiç bir şey ortaya koymayan Ergenekon davasının bir parçası. Dava sürecinde aralarında üniversite rektörleri ve tanınmış eğitimcilerin yer aldığı bir çok kişi göz altına alındı. Tutuklananların tek ortak noktası AKP ve Gülen hareketine muhalif olmaları. Davaya bakan başsavcı Zekeriya Öz ve emniyet teşkilatının istihbarat başkanı Ramazan Akyürek ve teşkilat içerisindeki güçlü diğer isimlerin Gülen hareketinin sempatizanları olduğunu düşünenler mevcut. İfadesi alınan ve tutuklananlar arasında suça ve suistimale karışanlar olsa da, çoğunun masum olduğu anlaşılıyor. Örneğin 73 yaşında ve kemoterapi tedavisi gören Türkân Saylan. Saylan, Gülen hareketinin bir çok rakip örgütünün faaliyet gösterdiği Türkiye'nin doğusunda, yoksul genç kızlara eğitim olanağı sağlayan bir sivil toplum örgütünün başkanıydı. Ölüm döşeğinde bir darbe planladığı iddiasıyla sorgulanan Saylan, dört hafta sonra hayatını kaybetti.
Haklarında herhangi bir iddianame olmaksızın bir çok kişi cezaevinde çürütüldü, bazıları öldü. Yargı sisteminin ve emniyetin Gülen'in kontrolündeki kesimi, Ergenekon davasına karışan kişilere karşı yasadışı dinleme faaliyetlerinde bulundu. Bu kişilerin itibarlarını sarsmak niyetiyle, özel hayatlarıyla ilgili, örneğin evlilik dışı ilişkileri hakkında ayrıntılar, AKP ve Gülen yanlısı medyaya sızdırıldı.
Gülen hareketinin orduya karşı güttüğü kan davası eskiye dayanıyor. ABD'deki evanjelist hareket örneğini takip eden FGH, 1980'lerde çarpıcı biçimde serpildi. Demokrasiye karşı Makyavelci bir yaklaşım benimseyen Gülen, 1999'da televizyondan yayımlanan bir mesajında taraftarlarına "insanlara yalan söylemek de dahil her türlü yöntemin makbul olduğunu" söyledi. Doksanlı yıllarda bir çok hükümete arka çıkan hareket, bunun karşılığında yandaşlarına bürokraside önemli mevkiler edindi.
Doksanların sonunda Gülen, orduyla kafa kafaya girdiği mücadelede kaybetti. FGH'nin desteklediği İslamcı Refah Partisi (RP) hükümeti ile ordu arasındaki çekişme, bu mücadelenin merkezinde yer alıyordu.1997'de ordu, RP'ye karşı toplumsal bir harekat düzenledi. Hükümetin istifasından sonra, aralarında Fethullah Gülen Hareketi mensuplarının da olduğu İslamcı yapılanmalar bürokrasi ve ordudan tasfiye edildi.
Gülen, 1999'da yolsuzluk ve laiklik karşıtı siyasi icraatler nedeniyle suçlandığında Pennsylvania'ya yerleşti. Daha sonra suçlamalardan beraat etse de bir daha Türkiye'ye dönmedi.
Oysa hareketi dönüş yaptı. 2002'de AKP iktidara geldiğinde FGH medyasıyla, seçmeniyle ve iş dünyasından lobi desteğiyle iktidarın arkasında yer aldı. Karşılığında FGH mensupları yargıda, bürokraside ve istihbaratta önemli mevkiler edindi.
Gülen hareketinin iktidar aygıtının önemli bir kısmını kontrol ettiği ve Ergenekon davası aracılığıyla muhaliflerine karşı bir sindirme kampanyası yürüttüğü, Türkiye otoriter bir düzene doğru yol alıyor.
Kısaltılarak çevrilen bu yazının aslını aşağıdaki adreslerde bulabilirsiniz:
http://www.foreignpolicy.com/articles/2010/02/25/whats_really_behind_turkeys_coup_arrests?page=full
http://www.washingtoninstitute.org/templateC06.php?CID=1430
İlgili başka yazı bulunamadı.


