Erdo­ğan Züc­ca­ciye Dükkanında

16 Aralık 2009, Çarşamba
Yazan: Muhterem Günkurtarır

Okur­la­rı­mız bağış­la­sın, yine gün­lük siya­set yazısı.

***

Muş’ta DTP’nin kapa­tıl­ması gerekçe gös­te­ri­le­rek yapı­lan gös­teri sıra­sında çıkan olay­larda 2 kişi öldü, 7 kişi yara­landı. Henüz doğ­ru­lan­mış olma­makla bir­likte ölüm­ler bir mani­fa­tu­racı dük­ka­nın­dan kalaş­ni­kof marka bir silahla açı­lan ateş sonucu mey­dana geldi. Yine doğ­ru­lan­madı ama mani­fa­tu­ra­cı­nın ara­ba­sı­nın ve işye­ri­nin tah­rip edil­mesi nede­niyle gös­te­ri­ci­lere ateş açtığı çeşitli haber kay­nak­la­rında yer alıyor.

Kasım 2008’de ben­zeri bir olay daha olmuş, PKK’yi des­tek­le­yen bir gruba bir yurt­ta­şı­mız pom­palı tüfekle ken­dince müde­ha­lede bulun­muştu. Tür­kiye Cumhuriyeti’nde Baş­ba­kan­lık yap­makla görevli Recep Tay­yip Erdo­ğan o gün bu olay konu­sunda şu yorumu yaptı:

“Vatan­daş­la­rıma özel­likle sabır tav­siye ede­rim. Fakat bu sabır nereye kadar ola­cak bunun da endi­şesi için­de­yim. Eğer siz vatan­da­şın mağa­za­sı­nın cam­la­rını indi­rir­se­niz, vatan­da­şın haya­tına kas­te­der­se­niz haya­tına kas­tet­ti­ği­niz vatan­daş kal­kıp da eğer elinde böyle bir ted­biri, böyle imkânı varsa ken­di­sini savunma yoluna gide­cek­tir. Yani bu tür yol­lara bir tür sevktir.”

***

uykusuz

Erdo­ğan çapsız, ufuk­suz, ciddi şekilde cahil bir adam. Sesini olur olmaz yük­sel­ten, oku­ma­yan, izle­me­yen, ente­lek­tü­el­likle uzak­tan yakın­dan ilgisi olma­yan, Türk­çesi kötü, kısaca sıra­dan yurt­taş­la­rı­mı­zın çok uza­ğında, ken­dini yetiş­ti­re­me­miş bir insan. Örnek­ler vere­bi­li­rim ama uzat­mak iste­mi­yo­rum. Bu vasıf­sız­lık­ları nede­niyle zaten ülke­miz çok çeki­yor. Ülke­nin sanat, bilim, dış siya­set poli­ti­kası yok.  Kos­koca ülke el yor­da­mıyla, ref­leksle, hid­det boşal­ma­sıyla yolunu bulu­yor iç ve dış dün­yada. Erdoğan’ın ülke­mize ver­diği bu zararı, “dolaylı” zarar ola­rak adlan­dır­mak uygun olur.

Dolay­lısı bu ise doğ­ru­danı nasıl olu­yor diyebilirsiniz.

Yuka­rı­daki gibi!

Anne

- Bir daha yapar­san bozuşuruz

yanı­tını almayı beklerken

-Afe­rim koçum benim. Yan bakan oldu mu ekleş­ti­re­cek­sin, hiç esir­ge­me­ye­cek­sin, komşu momşu deme­ye­cek­sin. Kimin oğlu be!

deyi­ve­ri­yor baba. O ana kadar başı önde kaba­ha­tini sor­gu­la­yan çocuk coşu­ve­ri­yor o andan sonra.

Başbakan’in çapsız­lığı, dev­le­tin yurt­ta­şın can güven­li­ğin­den birinci dere­cede sorumlu oldu­ğunu, bunun kim­seye ihale edi­le­me­ye­ce­ğini bil­me­mesi… Aklınca, mağ­dur görü­nen yurt­taş­la­rı­mı­zın yanında dura­rak onlara des­tek olma ucuz­luğu… Ülke­mizi kısa vadede bir iç savaşa götü­re­bi­lir, uzun vadede ise Ame­rika gibi “pri­vate pro­perty” (özel mül­ki­yet) içinde vur­duy­san o vur­muş­tan sayıl­maz ülkesi yapabilir.

İşte bu Baş­ba­ka­nın ülke­mize doğ­ru­dan ver­diği zarardır.

***

Bitti mi?

Hayır!

Baş­ba­kan dur­mu­yor. “Ben domuz gribi aşısı olma­ya­ca­ğım, ailem de olma­ya­cak” diyor. “Ben sağ­lık baka­nım gibi düşün­mü­yo­rum” diyor. “Ken­dime göre bir araş­tırma yap­tım, aşı olma­makta karar­lı­yım” diyor. “Bana göre” diyor.

Baş­ba­kan acaba virusle bak­teri ara­sın­daki farkı bili­yor mu? Yoksa hep­sine bir­den “mik­rop” mu diyor? Baş­ba­kan ömründe RNA diye bir şey duy­muş mudur, yoksa gör­dü­ğünde bunu bir yazım hatası mı sanır? (bu soru DNA’nın bilin­diği kabul edi­le­rek sorul­muş­tur). Baş­ba­kan acaba bağı­şık­lık sis­te­mi­nin nasıl çalış­tı­ğına dair kabaca bir fikre sahip midir?

Baş­ba­kan neye daya­na­rak “Bana göre” demek­te­dir? Dev­le­tin sağ­lık poli­ti­kası olması gere­ken bir konuda Başbakan’ın görüş­le­rini kim merak etmek­te­dir? Bütün dev­let birim­leri gerek­me­dikçe açık­lama yap­ma­ya­rak, soru­lan soru­ları sağ­lık bakan­lı­ğına yön­len­dir­mesi gere­kir­ken, böyle bir konuda “tek ve yet­kin ses” gere­kir­ken, Erdoğan’ın eş dost ara­sında kal­ması gere­ken görüş­le­rini tüm Tür­kiye duy­duğu için insan­lar aşı­dan kaçı­yor, ölüm­ler artıyor.

Erdo­ğan büyük vebal altındadır.

***

Zorunda kal­ma­dıkça gün­lük siya­set yazısı yaz­mak, haf­ta­lık fut­bol yazısı yaz­mak kadar sıkıcı: Biz maçı izle­dik zaten, sen ne anla­tı­yor­sun ki?

Lakin Başbakan'ın dav­ra­nış­ları ülkeyi iç savaşa götü­rür­ken, Baş­ba­kan sal­gın has­ta­lık kar­şı­sında orta­çağ vehim­le­rini savu­nur­ken Türk Sineması’ndaki klip ben­zeri filim­leri ya da özel­likle orta­dan kal­dı­rıl­mış gibi görü­nen tiyatro kla­sik­le­rini, aka­de­mik dünya deni­len yanıl­sa­mayı... Bun­ları yaz­mak gel­mi­yor içimden.

Erdo­ğan züc­ca­ciye dük­ka­nına gir­miş, kıpır­da­dıkça kırıp döküyor.

Şu mani­fa­tu­ra­cıyla bu züc­ca­ci­ye­ci­den güzel kelime oyunu çıkar, iyi biti­riş cüm­lesi de olur ama içim­den gelmiyor.

Durum ciddi.

Ölü evinde mizah olmuyor.

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , , , , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar