Erdoğan Züccaciye Dükkanında
Okurlarımız bağışlasın, yine günlük siyaset yazısı.
***
Muş’ta DTP’nin kapatılması gerekçe gösterilerek yapılan gösteri sırasında çıkan olaylarda 2 kişi öldü, 7 kişi yaralandı. Henüz doğrulanmış olmamakla birlikte ölümler bir manifaturacı dükkanından kalaşnikof marka bir silahla açılan ateş sonucu meydana geldi. Yine doğrulanmadı ama manifaturacının arabasının ve işyerinin tahrip edilmesi nedeniyle göstericilere ateş açtığı çeşitli haber kaynaklarında yer alıyor.
Kasım 2008’de benzeri bir olay daha olmuş, PKK’yi destekleyen bir gruba bir yurttaşımız pompalı tüfekle kendince müdehalede bulunmuştu. Türkiye Cumhuriyeti’nde Başbakanlık yapmakla görevli Recep Tayyip Erdoğan o gün bu olay konusunda şu yorumu yaptı:
“Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ederim. Fakat bu sabır nereye kadar olacak bunun da endişesi içindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kastederseniz hayatına kastettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle imkânı varsa kendisini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bir tür sevktir.”
***

Erdoğan çapsız, ufuksuz, ciddi şekilde cahil bir adam. Sesini olur olmaz yükselten, okumayan, izlemeyen, entelektüellikle uzaktan yakından ilgisi olmayan, Türkçesi kötü, kısaca sıradan yurttaşlarımızın çok uzağında, kendini yetiştirememiş bir insan. Örnekler verebilirim ama uzatmak istemiyorum. Bu vasıfsızlıkları nedeniyle zaten ülkemiz çok çekiyor. Ülkenin sanat, bilim, dış siyaset politikası yok. Koskoca ülke el yordamıyla, refleksle, hiddet boşalmasıyla yolunu buluyor iç ve dış dünyada. Erdoğan’ın ülkemize verdiği bu zararı, “dolaylı” zarar olarak adlandırmak uygun olur.
Dolaylısı bu ise doğrudanı nasıl oluyor diyebilirsiniz.
Yukarıdaki gibi!
Anne
- Bir daha yaparsan bozuşuruz
yanıtını almayı beklerken
-Aferim koçum benim. Yan bakan oldu mu ekleştireceksin, hiç esirgemeyeceksin, komşu momşu demeyeceksin. Kimin oğlu be!
deyiveriyor baba. O ana kadar başı önde kabahatini sorgulayan çocuk coşuveriyor o andan sonra.
Başbakan’in çapsızlığı, devletin yurttaşın can güvenliğinden birinci derecede sorumlu olduğunu, bunun kimseye ihale edilemeyeceğini bilmemesi… Aklınca, mağdur görünen yurttaşlarımızın yanında durarak onlara destek olma ucuzluğu… Ülkemizi kısa vadede bir iç savaşa götürebilir, uzun vadede ise Amerika gibi “private property” (özel mülkiyet) içinde vurduysan o vurmuştan sayılmaz ülkesi yapabilir.
İşte bu Başbakanın ülkemize doğrudan verdiği zarardır.
***
Bitti mi?
Hayır!
Başbakan durmuyor. “Ben domuz gribi aşısı olmayacağım, ailem de olmayacak” diyor. “Ben sağlık bakanım gibi düşünmüyorum” diyor. “Kendime göre bir araştırma yaptım, aşı olmamakta kararlıyım” diyor. “Bana göre” diyor.
Başbakan acaba virusle bakteri arasındaki farkı biliyor mu? Yoksa hepsine birden “mikrop” mu diyor? Başbakan ömründe RNA diye bir şey duymuş mudur, yoksa gördüğünde bunu bir yazım hatası mı sanır? (bu soru DNA’nın bilindiği kabul edilerek sorulmuştur). Başbakan acaba bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığına dair kabaca bir fikre sahip midir?
Başbakan neye dayanarak “Bana göre” demektedir? Devletin sağlık politikası olması gereken bir konuda Başbakan’ın görüşlerini kim merak etmektedir? Bütün devlet birimleri gerekmedikçe açıklama yapmayarak, sorulan soruları sağlık bakanlığına yönlendirmesi gerekirken, böyle bir konuda “tek ve yetkin ses” gerekirken, Erdoğan’ın eş dost arasında kalması gereken görüşlerini tüm Türkiye duyduğu için insanlar aşıdan kaçıyor, ölümler artıyor.
Erdoğan büyük vebal altındadır.
***
Zorunda kalmadıkça günlük siyaset yazısı yazmak, haftalık futbol yazısı yazmak kadar sıkıcı: Biz maçı izledik zaten, sen ne anlatıyorsun ki?
Lakin Başbakan'ın davranışları ülkeyi iç savaşa götürürken, Başbakan salgın hastalık karşısında ortaçağ vehimlerini savunurken Türk Sineması’ndaki klip benzeri filimleri ya da özellikle ortadan kaldırılmış gibi görünen tiyatro klasiklerini, akademik dünya denilen yanılsamayı... Bunları yazmak gelmiyor içimden.
Erdoğan züccaciye dükkanına girmiş, kıpırdadıkça kırıp döküyor.
Şu manifaturacıyla bu züccaciyeciden güzel kelime oyunu çıkar, iyi bitiriş cümlesi de olur ama içimden gelmiyor.
Durum ciddi.
Ölü evinde mizah olmuyor.
İlgili başka yazı bulunamadı.


