Nere­dey­dik Nere­lere Geldik?

31 Ekim 2009, Cumartesi
Yazan: Burak Çatlı

Şimdi tam düzel­te­miy­cem, her yer­den de bak­tım bula­ma­dım; Ebru Gün­deş ten rengi mi yoksa bej çorap mı giyi­yo­run filmi var, bu yok! O yüz­den hatır­la­dı­ğım kada­rıyla idare edi­ve­rin lütfen:

Tür­kiye ( ya da bu ülke) nereye gidi­yor diye soran­lar. Tür­kiye Bağ­dat Cad­de­sine, Beyoğlu’na, Nişantaşı'na gidi­yor! Hayatı hafife alan­la­rın gaze­tesi Cadde yakında Milliyet’le bir­likte çıkıyor!”

Tır­nak içinde ver­dim ama metin bire­bir bu değil. Ama asıl metin daha vurucu.

Ner­den baş­la­ya­ca­ğını bil­mi­yor­san yazma diye­bi­lir­si­niz elbette ama sorun bir bil­me­mez­lik değil de sof­rada önce han­gi­sine sal­dır­sam açmazı daha çok. Zey­tin­yağ­lı­lar­dan girelim!

Bil­di­ği­niz gibi Milliyet’in genel yayın yönet­meni Sedat Ergin’di. Adam yok­lu­ğun­dan Baş­ba­kan Recep Tay­yip Erdo­ğan ken­dine hakim ola­ma­yıp bağı­rıp çağır­dı­ğında, demok­ra­siyle çağdaş yaşamla ilgisi olma­yan söz­ler söy­le­di­ğinde, danış­man­la­rı­nın bile yeti­şe­me­diği kimi doğaç­la­ma­larla ceha­le­tini dışa vur­du­ğunda, işte bu Sedat Ergin, hiç de lafını esir­ge­me­den “Bak Baş­ba­kan, ona öyle demez­ler...” diye baş­ya­zıyı yazı­yordu. Baktı ki Baş­ba­kan anla­madı, “Bak hala anla­ma­dın, ben onu demi­yo­rum...” diye bir daha yazı­yordu. Bu adam çekin­mi­yor, kıvır­mı­yor, muğ­lak ifa­de­lerle ger­gin­liği yatış­tır­mı­yor, nereye giderse oraya gidiyordu.

Ki.

(Sayın Dev­rim bili­yo­ruz o “ki” öyle kon­maz, ama siz kendi işi­nize bakı­nız. İşiniz der­ken Voda­fone rek­lamı. Öyle değil mi alla­haş­kı­nıza. Filiz’in de kulak­ları çınla­sın. Evet Huy­suz Virjin’le Peri­han Mağ­den aynı anda ısırdı beni.)

Ki.

Hükü­met Oğuz Aral’ı da say­gıyla ana­rak “gacırt” diye mil­yar­larca dolar­lık vergi ceza­sını Doğan Grubu’na bil­dirdi. Şimdi demi­yo­rum ki ben Sedat Ergin gru­bun tek yiğit yaza­rıydı. Ama o Milliyet’in genel yayın yönetmeniydi.

Ki.

Göre­vin­den alındı. Gaze­teyi çok siyasi ve asık yüzlü yapı­yor­muş. Gazete soğuk görü­nü­mün­den ve içe­ri­ğin­den ötürü okun­mu­yor­muş. Ben NTV Yayınları’yla ortak ola­rak oku­yan bir kez de böyle oku­sun, oku­ma­yan­lar artık oku­sun diye Milliyet’in çizgi roman (Atilla Dor­say, çizgi romana “yüzey­sel­liği aşi­kar bir yan tür” dedi­ğini unut­ma­dım. İnti­kam ate­şiyle yanı­yor yüre­ğim. Bil­li­ons of blis­te­ring blue bar­nac­les!) sürü­münü bek­ler­ken, gaze­te­nin genel yayın yönet­men­li­ğine Vatan Gazetesi’nden Tay­fun Deve­ci­oğlu geti­rildi. Sedat Ergin veda eder­ken çalışma arka­daş­la­rına bu işin hükü­metle bir ilgisi yok, söy­len­ti­lere bak­ma­yın dedi ve biz elbette bili­yo­ruz ki katil­ler en kısa sürede yaka­la­na­cak­tır, bu hükü­me­tin namus borcudur.

bbbb

Gele­nek­sel ola­rak görevi dev­re­den yayın yönet­meni birinci say­fa­dan okur­larla veda ederdi, etti­ril­medi! Tay­fun Devecioğlu’nun takdiriyle!

Sedat Ergin şimdi(lik) Hürriyet’te yazıyor.

Döne­lim rek­lama. Siz las­tik koku­sunu aldı­nız mı bil­mem ama ses duyul­muş olmalı. Mil­li­yet öyle bir dönüş yaptı ki, ken­di­nin bile başı dön­müş­tür. Bu ülke nereye gidi­yor diyen­ler, bu ülke Bağ­dat Cad­de­sine gidi­yor­muş. Bak bak  bak, den­size bak! Yani “Bu ülke nereye gidi­yor” diyen­leri mar­ji­nal yapı­yor, takın­tılı yapı­yor, dal­ga­sını geçe­rek de “biz onlar­dan deği­liz” diyor. Deva­mında da (ara­dan kaçan tip­ler olursa diye) hayatı hafife alan­lara ses­le­ni­yor. Hani tutun yaka­la­yın çekin bir ara sokağa bu metin yaza­rını karan­lıkta, yaka­sına yapı­şıp sorun “nedir lan hayatı hafife almak, bir anlat baka­yım şunu şimdi”. Yemin ede­rim korku zoruyla dahi olsa bir­şey­ler söy­le­ye­mez. Sorum­suz­lu­ğun, ceha­le­tin, tek­no­lo­jiyi kul­lan­ma­nın vefa­kat hak­kında zerre bilgi sahibi olma­ma­nın erdem gibi gös­te­ril­me­si­dir olsa olsa.

E ne diyor­sun hasıl-ı kelam.

Diyo­rum ki (Sedat Ergin’e), sen yap­tı­rır mısın Ceza’ya öyle “Tür­kiye Seninle Gurur Duyu­yor" rek­lam­ları? (Aşa­ğıda linki var, ben yazıya dahil ede­mi­yo­rum gör­sel ola­rak. Hayatı hafife mi alı­yo­rum nedir?) İşinden de olur­sun, böyle Nil Kara­ib­ra­him­gil­le­ro­ğul­la­rın­dan kuşağı rek­lam metin yazar­la­rı­nın pro­je­le­rine de konu kur­banı olur o anlı şanlı Milliyet.

Bir son­raki yazıya kadar “Komik dizi­ler komik kal­sın, ağlak dizi­ler­den müş­teri çalmaya kalk­ma­sın vakfı”nın kurul­ması dile­ğiyle dem­len­dik­ten sonra yarım saati geç­me­miş çayla­rı­nız­daki buğu, göz­le­ri­niz­deki nemm (yaaa... nasıl­mış! Esra Cey­han yapınca bir şey olmu­yor ama değil mi? Bu arada vakıf konu­sun­daki temen­nim ciddidir.)

http://www.youtube.com/watch?v=wReZ9s60Wa4

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , , ,

Bir yorum ... “Nere­dey­dik Nere­lere Geldik?”

  1. Burak Çatlı

    Not­lar:
    1- Edi­tör rek­lam fil­mini yazıya dahil etmiş, şimdi izle­mesi daha kolay. Teşek­kür ederim.

    2- Bu yazıyı oku­duy­sa­nız üzerine bir de Robert Redford'un 1980 tarihli Bru­ba­ker fil­mini de izle­yin. Hem Mor­gan Freeman'ın genç­li­ğini de gör­müş olursunuz.

    #177

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar