Kıb­rıs ve seçil­miş travmalar

22 Ekim 2009, Perşembe
Çeviren: Yasin Kokarca

H. D. S. Greenway / International Herald Tribune / 20.10.2009

Bireylerin olduğu kadar ülkelerin de kendilerine karşı yapılan haksızlığa sarılarak, kendi yaptıkları haksızlıklara neden yüz çevirdiklerini, siyasi psikiyatrist Vamık Volkan, "seçilmiş travma" sözleriyle açıklıyordu.

Bu sözleri, dünya çapında yaklaşan sorunları gözlemleyen Uluslararası Kriz Grubu'nun raporunda, "Kıbrıslı Rum ve Türk liderler gelecek bir kaç ay içerisinde işbirliği ile adanın federal yapıda yeniden birleşmesi için güçlerini birleştirmeli, yoksa emeklerinin düşmanca bir bölünmenin durdurulamaz dinamikleri tarafından bastırılmasına seyirci kalacaklar" ifadesinin yer almasının ardından yeniden anımsadım.

Rum ve Türk liderler çabalıyor olabilirler ancak iki tarafın da resmi propagandasına şöyle bir bakıldığında kendi seçilmiş travmalarına ne kadar gömüldükleri ortaya çıkıyor.

Kendisi de Kıbrıslıtürk olan Vamık Volkan, Rum çoğunluğun tamamının sadece Türk işgalinin suçları hakkında konuşmak istediğini, Türk azınlığınsa Türkiye müdahil olmadan önce halkın Rumlar tarafından toplanıp idam edildiğini takıntı hâline getirdiğini söylüyor.

1960'ta bağımsızlığını kazanan Kıbrıs'ta, 'Enosis' bayrağı altında savaşan ve Yunanistan'la birleşmeden yana olan birçok Kıbrıslırum'u sukutu hayale sevk edecek şekilde, azınlık hakları İngiltere, Yunanistan ve Türkiye tarafından garanti altına alındı.

Takip eden zamanda, Türk azınlığın daha kötü etkilendiği toplumlar arası anlaşmazlıklar doğdu. 1964'te ada'ya Birlemiş Milletler Barış Gücü gönderilse de milliyetçi Kıbrıslırumlar Temmuz 1974'te Yunanistan'daki askeri yetkililerin kışkırtmasıyla bir darbe yaptılar. Beş gün sonra saldırıya geçen Türkiye, Türk azınlığı koruma adına ada'nın yüzde 37'sini ele geçirdi.

O tarihten beri Kıbrıs bölünmüş durumda. Türk azınlık, yalnızca Türkiye'nin resmen tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kurdu.

Kıbrıs Avrupa Birliği'ne katılmadan önce Türk azınlık, Kofi Annan'ın ortaya koyduğu bir plan çerçevesinde yeniden birleşmeden yana oy kullandı. Ancak bu plan Rum çoğunluk tarafından reddedildi.

Bu çıplak gerçekler bile travma gözlüğünden yorumlanmaya açıklar. Vaşington'daki Kıbrıs Büyükelçiliği'nin öne sürdüğü literatüre bakarsanız, "Kıbrıs'ın yasadışı askeri işgali devam etmekte, Türkiye işgali kınayan bir dizi BM kararını görmezden gelmekte, ve Türkiye Kıbrıslıların yaşama, hürriyet, güvenlik ve mülkiyet hakkı gibi temel hakları ile insanlık dışı ve alçaltıcı muamelenin yasaklanması konusundaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uymamaktadır".

Ayrıca Kuzey Kıbrıs'ta 43 bin Türk işgal askeri olduğunu ve Rumların nasıl evlerinden çıkarıldığını da öğrenirsiniz. Türkiye'nin Anadolu'nun kırsal kesiminden 160 bin yerleşimci getirdiğini ve işgal altındaki topraklar hakkındaki Cenevre sözleşmelerinin nasıl ihlal edildiğini de.

Ancak Türkiye'nin Kıbrıslıtürkleri katliamdan korumak için, kendini neden müdahale etmek zorunda hissettiğinden, ya da varolan düzeni alaşağı eden askeri darbeden bahsedilmez.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin internet sitesine baktığınızda ise, bağımsızlığın ilanının ardından Kıbrıslırumların, Türk azınlığa tanınan eşitlikten nasıl hoşnutsuz olduğunu, Kıbrıslırumların başından beri bu hakları temelden sarsmaya çalıştıklarını öğrenirsiniz.

"Rumların kendi bildiklerini okumaya ve anlaşmazlıkları kaba kuvvetle halletmeye karar verdiklerini" öğrenirsiniz. Bu kararı, "25 bin Kıbrıslıtürkün evlerini terk etmek zorunda kaldığı bir şiddet döneminin" takip ettiğini de.

Yunanistan'dan Kıbrıs'a 20 bin askerin yasadışı olarak girdiğini ve 'Enosis' eli kulağında beklerken Türkiye'nin müdahale etmeye mecbur kaldığını öğrenirsiniz. Dünyanın Kuzey Kıbrıs'ı tanımamasının adaletsizlik olduğunu da.

Demografik dengeyi değiştirmek üzere getirilen Türk yerleşimcilerden, BM kararlarından ya da insan hakları mahkemelerinden bahsedildiğini hiç görmedim.

Ancak yine de Avrupa Birliği'nin cazibesi ışığında hem Kuzey Kıbrıs hem de Türkiye için umut var. Ermenistan bile, kendi seçilmiş travması olan Ermeni katliamlarının yanında Türkiye ile anlaşmazlıklarını giderebiliyorsa, Kıbrıs için bir çözüm çok uzak olabilir mi?


Yazının aslını aşağıdaki adreste bulabilirsiniz:
http://www.nytimes.com/2009/10/21/opinion/21iht-edgreenway.html


  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar