Ban­ka­la­rın durumu hiç de iyi değil

21 Ekim 2009, Çarşamba
Çeviren: Yasin Kokarca

Paul Krugman / International Herald Tribune / 19.10.2009

Bir avuç insanın muazzam serveti, geri kalanlarınsa kıvranmaya devam ediyor oluşu, geleceğin kötü olacağının alameti.

Elbette bankaların vaziyetinden bahsediyorum.

Amerika'nın geri kalanı Wall Street'teki iflasın kurbanı olarak işsizlikle boğuşurken bile, rekor kâr açıklayan ve devasa primler dağıtan Goldman Sachs'ın görünüşünü, bir çokları öfkeyle karşıladı.

Ama bu, büyüyen bankalara karşı dertli çalışanlar gibi basit bir mesele değil. Ticari alım satım yapan bankalara karşılık, kredi verme işindeki bankalar hâlâ sorunlu. Örneğin bu yılın başında kârlılıklarını artırdıkları iddiasıyla kamulaştırma dedikodularını bastıran Citigroup ve Bank of America, tahmin ettiğiniz gibi, yeniden zarar açıklamaya başladılar.

Goldman Sachs'takilere sorarsanız, ne kadar kazandıklarının kendilerinden başka kimseyi ilgilendirmediğini söylerler. Ancak bir muhalif geçenlerde şöyle bir şey söyledi: "Günümüzde hiçbir finans kurumu yoktur ki vergi mükelleflerinden gelen trilyonlarca dolarlık destekten doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmış olmasın." Hakikaten, Goldman alım satım işlemlerinde iyi para kazandı ancak bu oyunda kalabilmesi için AIG'nin kurtarılmasından Goldman Sachs'ın bir çok bonosuna kadar genişletilen teminatlar gibi, kamuya ait yüklü miktardaki parayı riske atan politikalar gerekiyordu.

Öyleyse bu gürleyen banka muhalifi de kimdi? Obama yönetiminin baş ekonomisti Lawrence Summers'tan başkası değil. Summers, finans kuruluşlarının üzerine fazla gidilmeden kendi kendilerini onarmalarını ummak şeklinde vuku bulan hükümetin bankacılık politikasının da mimarlarından biri.

Peki söylemdeki değişikliğin nedeni nedir? Hükümet yetkilileri, aldıkları devasa vergi yardımının üzerinden sadece bir kaç ay geçmesine rağmen finans sektörünün ciddi reformlara karşı sert bir şekilde lobi yapmasına öfkelenmiş durumda. Ama hükümetin ne olacağını sandığını merak ediyoruz. Gayet yumuşak bir politika güttüler. Yapılan yardımı çok az şarta bağladılar. Sonra da Goldman Sachs gibi firmalar üzerindeki baskı güçleri sınırlı kaldı.

Ancak daha büyük bir problem var. Finans sektörünün kurnaz yüzü diyebileceğimiz alım satım işlemleri, yeniden yüksek kazanç sağlıyor. Bankacılığın asıl önemli tarafı olan ve yatırımı ve istihdamı körükleyecek olan kredi verme işlemleri ise kâr getirmiyor. Belli başlı bankalar finansal açıdan zayıf durumda ve bu zayıflık tüm ekonomiyi aksatıyor.

Bu yılın ilk aylarında bankaların yeniden kredi verecek duruma gelmeleri hakkındaki tartışmaları anımsarsınız. Sorunlu bankaların geçici olarak kamulaştırılması önerisi etrafındaki tartışma zayıflayıp kayboldu, çünkü bankacılık sektörünün en zayıf halkaları Citigroup ve Bank of America sürpriz kârlar açıklamışlardı. Bankaların yeniden kârlılığa geçtiği açıklandı.

Oysa tuhaf bir şekilde geçen hafta hem Citi hem de BofA üçüncü çeyrekte zarar açıkladılar. Ne olmuştu?

Daha önce açıklanan kârlar bir dereceye kadar muhasebecilerin hayal dünyalarının uydurmalarıydı. Krizin ilk aşamasında küçük esnaf Wall Street'in kabahatleri yüzünden cezalandırılmıştı. Şimdiyse geniş çaplı mali kriz, özellikle yüksek işsizliğin sürekli olması, mortgage borçlarında ve kredi kartlarında büyük kayıplara yol açıyor.

Peki şimdi ne olacak? Summers hâlâ hükümetin doğru şeyi yaptığında ısrarcı. Hükümetin sermaye üzerinde daha fazla denetimi, "sorunların çözümü için yararlı bir strateji" olamazdı. Öyle olsun. Her halükârda bankaların değişmesi için siyasi açıdan radikal eylem zamanı kaçırıldı.

Şu anda yapılması gereken en önemli şey büyük olasılıkla istihdamı artırmak için elden geleni yapmak. İstihdam artarsa, şansın da yardımıyla toparlanan ekonominin bankaları güçlendireceği ve bankaların da borç vermeye daha istekli olacakları bir döngü yaratılabilir.

Bunun dışında etkin mali reformlara ihtiyacımız var. Bu reformları hayata geçirmezsek bankacılar bu krizden önce yaptıklarından daha büyük riskler almaya başlayacak. Sonuçta son bir kaç aydan çıkarılacak ders çok açık: Bankacılar başkalarının parasıyla kumar oynadıklarında yazı gelirse onlar kazanıyor, tura gelirse hepimiz kaybediyoruz.


Kısaltılarak çevrilen bu yazının aslını aşağıdaki adreste bulabilirsiniz:
http://www.commondreams.org/view/2009/10/19-4

Paul Krugman, Princeton Üniversitesi'nde ekonomi ve uluslararası ilişkiler bölümlerinde öğretim görevlisidir. 2008 Nobel Ekonomi ödülünün sahibi olan Krugman, düzenli olarak New York Times'ta yazmaktadır.


  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar

KULLANICI İŞLEMLERİ