Kitap - Bit Palas

15 Eylül 2009, Salı
Yazan: Yasin Kokarca


İstanbul'da 60'larda yük­se­len bir apart­ma­nın, Bon­bon Palas'ın hikâ­yesi var kar­şı­mızda. Sıra­dışı olma­yan sakin­leri ile arz-ı endam edi­yor Bon­bon Palas. Temiz­lik has­tası Hij­yen Tijen, torun­la­rına tuhaf masal­lar anla­tan bir dede Hacı Hacı, Ateş­mi­za­co­ğul­ları, köpe­ğiyle bod­rum katta konak­la­yan genç Sidar, masum Mavi Met­res, bilim kari­ye­rini yok sayan Karısı Nadya, 'bu yaşta' mak­yaj yap­ması yadır­gan­ma­yan Madam Teyze, biri­cik oğluna gözü gibi bakan kapıcı Mer­yem, tüm sakin­le­rin bigudi sepe­tinde bile olsa bir şekilde yol­la­rı­nın kesiş­tiği kuaför salo­nu­nun ayrı düş­müş ayrı kala­ma­mış ikiz sahip­leri Cemal ve Celal...


Bah­çe­sinde gülib­ri­şim ağacı ekili, art nouveau mima­ri­deki Bon­bon Palas'ın belki de tek kötü yanı, önüne atı­lan çöpler­den ötürü daya­nıl­maz bir kokuya hap­sol­ması. Apart­ma­nın kötü kaderi, ne eski bir mezar­lık üzerine yapıl­mış olması, ne de altında bir yatır olması. Nahoş­luk apart­man sakin­le­rinde de değil, sanki İstanbul'un ken­di­sinde. Çöplerde, çöple­rini atan­larda, birik­ti­ren­lerde, çöp kusan İstanbul'da.


Çoğun­luk apart­man sakin­le­rin­den olu­şan roman kah­ra­man­la­rı­nın ayrın­tılı özel­lik­le­rini bula­bi­li­yo­ruz. Ama bu, Şafak'ın daha çok işi olduğu ger­çe­ğini değiş­tir­mi­yor. Madam Teyze, Hij­yen Tijen ya da Mer­yem ne kadar tanı­dık gelirse gel­sin bize, Şafak'a özgü birer karak­ter değil­ler henüz. İstanbul'u da adeta bir karak­ter hâline sok­tu­ğunu söy­le­meme belki kim­se­ler katıl­ma­ya­cak­tır. Ancak doğu­muna bir gün kal­mış bir gebeye ben­ze­yen, hep yiyen ve çöp üreten bir şehir, bana roman­daki her­hangi bir karak­ter kadar sıra­dan olsa da, niha­ye­tinde bir karak­ter ola­rak göründü. Zaten kitabı oku­maya baş­la­yınca belki de dama­ğımda kalan bu İstan­bul tor­tu­su­nun nedeni bu olsa gerek. Bak­maya çalış­tıkça ren­gi­nin ne oldu­ğunu anla­ya­ma­dı­ğım bir şehir. Çoğun­luk için İstan­bul, geli­nen bir yer­dir. Şafak için de öyle. Oysa ben İstanbul'da doğ­mama rağ­men, bu şehri anla­tan en iyi metin­le­rin bir 'yabancı' tara­fın­dan kaleme alın­ma­sına ser­ze­niş belki de benimki.


Kitaba döner­sek, üç ana bölümde seri­yor Şafak hikâ­ye­sini. Öncesi, daha öncesi ve şimdiki zaman ola­rak. Şimdiki zamanda yaşa­nan­larsa zekice olma­yan -olması da gerekmeyen- ama hoş bir biçemle, apart­man daire numa­ra­la­rına göre bölüm­le­ni­yor. Daha ger­çekçi ve samimi bir anla­tım tarzı. Hayat­ları bir­bi­rin­den ayı­ran duvar­lar ve kapı­lar gibi, her bir bölümde ayrı bir hikâ­yeye tanık edi­li­yo­ruz. Apart­ma­nın bir diğer sakini ola­rak konu­şan birinci tekil şahsın üniver­si­tede öğretim görev­lisi oldu­ğunu, kadın­larda ne ara­dı­ğını bile­me­den evle­nip ayrıl­dı­ğını ve böcek kor­kusu oldu­ğunu söy­le­ye­bi­li­riz. İniş çıkışlı bir ilişki yaşa­dığı ancak her daim güven­mek­ten geri dur­ma­dığı var­lıklı arka­da­şıyla her­kese bir kulp bula­bil­me­leri, verip veriş­tir­me­leri, eti­ket­le­yip yaf­ta­ma­ları, sonunda üzerine iki kadeh daha yuvar­la­ma­ları dik­kate değer.


Bit Palas'ta daha açık bir dil kul­lan­dı­ğını düşün­dü­ğüm Şafak'ın bu roma­nını bir solukta okuma isteği ile yavaş yavaş okuma ve hiç bit­me­sin iste­meyle karı­şık bir ruh hâli ile oku­yu­şumi belki de önce­den bah­set­ti­ğim İstan­bul­lu­luğa iliş­kin bir şey. Bunca söze rağ­men roma­nın bir İstan­bul kitabı oldu­ğunu düşün­me­yin. Ger­çek­lik ve saçma üzerine kurul­muş örgü­sü­nün hangi dalına tutun­du­ğu­nuza bakar.


Yeni bir ülke, başka bir şehir bul­sam da arkam­dan gele­ce­ğini hatır­lat­tığı için bu şehrin, Bit Palas, 2002'de basıl­ma­sına rağ­men ve kitabı elime yeni alı­şı­mın şere­fine, beni uykum­dan uyan­dı­ra­rak hak­kında eften püf­ten bir eleş­tiri yazı­la­rak rafta siz­leri bekliyor.


Bit Palas, Elif Şafak
Metis Ede­bi­yat
İlk Basım: Mart 2002
381 s.

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler: , , , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar