Üstü Açık Uyurken Amerikan Rüyası
(SaniyeSultan, Amerika’da öğrencilik yaparken, küçük bir şehrin göbeğindeki büyük, ama ihtişamsız bir otelin içinde abur-cubur yiyecekler, içecekler ve hediyelik eşyalar satan küçük bir dukkanda yarı zamanlı çalışmaktadır.)
Amerikan Rüyası-I
(Uzuuuuun bir vardiyanın daha ikinci saati dolmamış. Kendi kendime söyleniyorum.)
Şimdi de tam tepemde adamın teki sohbet ediyor sevgilisiyle. Telefonda. Ondan tavsiye almaya çalışıyor, ne yese acaba? KitKat mi, Reese mi? Aaaa, Hershey’s olmaz! O sırf kakao yağı, bilmiyor musun? !!! Bir çift giriyor içeri. Kadın bana yaklaşıyor...

Amerikan Rüyasi-II
İnsanlar burada neler neler konuşuyorlar… Ne kadar çok zaman geçiriyorlar şu küçücük dükkanda. Her biri gelip dakikalar harcıyor burada. Ne alsa, ahhh, ne alsa….
“Decisions, decisions!” diye yakınarak dolaşıyorlar. Günün yıldızı kendisi... Dikkatler üzerinde... Ne yediği çok mühim. Acaba cips mi alsa?

“Yok yok, aksam yemeğinde yaramazlık yaptım, kızartma yedim, şimdi daha hafif bir şeyler yiyeyim. Belki de sadece su almalıyım… Hiiii!!!!! Dondurma da var! Hem de Häagen-Dazs!!!! Ama çok kalori vardır bunda. Belki de sadece bir Butterfinger almalıyım. Evet evet… Bir Butterfinger… Ne? Sadece 1 dolar mı? Bir tane de Hershey’s o halde!!! Hayatııım!” (Kapının önünde kartpostallara bakan eşine.) “Sen bir şey istemediğinden emin misin?” (Midesindekilerin ağırlığından başını kıpırdatmakta dahi zorlanan eş, “İstemem!” demekle hayır anlamında başını sallamak arasında bir bocalamadan sonra, başını bir sağa yarım defa da sola sallayıp asansöre doğru yönleniyor.)
“Ben en iyisi Tums[1] gibi bir şey alayım, midemizi rahatlatsın. Ayyy, şu dondurmalar da çok çekici. Aaaa! Bir dakika ya, ben kahvaltı icin hiçbir şey almadım. şu HoneyBun[2]’lar ne kadar? A-a! Bunlar da mı 1 dolar? Bir tane de CinnamonRoll[3]! Bir iki tane de kartpostal beğenmişti kocam, bunları da ekleyin… Poşet? Hımmm… Yok, poşet istemez. Dünyamızı koruyalım, değil mi? Bir poşet eksik olsun!” (Koca bir sırıtma.) “ Üstelik odama çıkıyorum. Bunları da hemen yerim kesin ben, sabaha kalmaz bir şey.” (Sırıtma kahkahaya dönüşüyor: Ha-ha-ha-haaaaaa!!!!!)

Biraz da havadan sudan konuştuktan sonra, “çok çok” (çok) teşekkürler edip ayrılıyor, odasına gidiyor. Kocasıyla ne çok yediklerinden konuşuyorlar; adam midesinden şikayet ediyor, hali kalmışsa. Kadın çocuklara telefon ediyor, eşyaları kontrol ediyor. Sonra yatağa uzanıyor, poposundaki pirelerle mutlu mesut uyuyan kocasının yanına. Televizyonu açıyor; önce HoneyBun’ı, ardından Butterfinger’ı, sonra da geriye kalan ne varsa yiyip bitiriyor. Sonra suçluluk duyuyor, bunca şeyi bir anda yediği için; uykusu kaçıyor. Bir şeyler daha izleyip oyalanmaya çalışıyor. Yeniden acıktığını hissediyor. Yemekten kalkarken artanları koyup aldıkları kutu nerede? Hah! Bunca şeyi yedikten sonra artık bunun lafı bile olmaz!
“Yarın diyete başlayacağım! üfff!!!! Horluyor bu da! çocukların okulu ne olacak? Saçlarımı değiştirsem? Boyatsam mı? Kızıla mesela? Ev kredisini halletmek lazım. Yarın erken kalkacağız, artık uyumam lazım. Gözaltı torbalarım... Offf, midem... şu Tums’tan alayım iki tane...”
[1] Mide rahatlatıcı seker.
[2] Upuzun içindekiler listesi, adını daha önce duymadığım garip şeylerle dolu, tanesi 450 kalorilik bir hazır-gıda ürünü.
[3] HoneyBun’la aynı özelliklere sahip başka bir hazır-gıda ürünü.
İlgili başka yazı bulunamadı.


