Notlar
Notlar!
Akla ziyan şeyler oluyor, hepsini yazmak, hepsine “o öyle değil” demek mümkün değil. Okur için de bilinen bir hikayeyi yeniden anlatmak, arkadaş meclisinde aynı yakınmaları tekrar ve tekrar dinlemek gibi birşey!
Mesela şu açıklamaya ne yazarsınız:
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise “İstanbul depreme hazır mı?” sorusuna, soruyla yanıt veriyor.
Topbaş, “Peki Tokyo depreme hazır mı? Bakın hala orada da eksiklikler var. Depremin şiddetine göre orası da risk taşıyor” dedi.
Kaynak : www.ntvmsnbc.com/id/24992460/
Ben birşey yazmadım. Okurun görebileceğinden daha fazla ne var ki burada söyleyebileceğim. Afişe edip geçtim.
***
Lakin!
Bu köşenin adı “Nefs-i Müdafaa”.Bazen öyle şeyler oluyor ki, bunlara müdahale etmeden, “ona öyle demezler” demeden geçerseniz, benliğiniz saldıraya uğramış gibi oluyor.
İşte bunlar birikti.
Stockholm Sendromu
Böyle bir ruh hali, bir istenmeyen durum varmış. Zaman içinde işkencecisine, kendisine kaçıran kişiye duyulan sevgi, hayranlık... gibi birşeymiş.
Bunun gibi bir konuya değineceğim.
Bir kaç zamandır televizyonlarda bir reklam dönüyor. Tugay Kerimoğlu başında tek tüylü Alman tipi Şener Şen şapkasıyla gelmiş bize İngiltere’deki 3G maceralarını anlatıyor. Bir gün yolda yürüyomuş, bir adam görmüş, “Sir!” demiş, nasıl oluyor bu demiş...
Bir toplumu bu kadar aşağılamaya nasıl cüret edebilirler.
Kendimi Amerikan Kovboy filmlerinde kendisine inci ve ayna verilen kızılderili gibi hissettim. Bizden çok ileri bir medeniyetten gelen Tugay Kerimoğlu bizlere 3. nesil kablosuz iletişim anılarını anlatıyor.
Teknoloji kullanmak ne zamandan beri erdem olmuş ki? Aramızdan seçilmiş olan Tugay Kerimoğlu kahveye gelip ne hakla bize “İngiltere’yi görecen aga, adamlar yapmış” diyor. İngiltere’nin 3. nesil kablosuz iletişim teknolojisine katkısı ne olmuştur ki? Hepsini İngiltere yapmış olsa ne olacak ki?
Tugay bize İngiltere’yi anlatacaksan, Hyde Park’ı anlat, yüzüne boya yiyen bakanı, onunla dalga geçen başbakanı anlat... Yoksa... Aynan da incin de senin olsun.
Benzeri bir reklamda da Hidayet Türkoğlu oynuyor. Reklamın teması “Merak etmiyor musunuz?”. İletişim şirketinin cinfikir reklam metni yazarları, teknolojiyi merak eden vefakat suya girmekten korkan teknoloji cahili bir kitle olduğunun farkında. İşte o yüzden, Hidayet’e şivesiyle ve heyecanlarıyla bir “küçük insan”ı rol arkadaşı olarak seçmişler. Denmek isteniyor ki “bu salak bile yapıyorsa siz haydi haydi yaparsınız. Yenin korkunuzu, tatmin edin merakınızı”. Bu sizle özdeşleştirilen, öte yandan “bu salak bile” kıyaslamasıyla egonuzu yücelten gizli bir mesaj gönderen bu reklamla paranızla rezil oluyorsunuz.
Dikkat edin ey halkım, kendi paranızla aşağılanıyorsunuz!

Çimlere Basmayınız!
Ne demiş Pink Floyd! Şarkı bitti, bitmedi söyleceklerim daha!
Yoruldum ama kefereye son bir kılıç daha sallamadan da gitmem.
Hıncal Uluç galiba 3. kere yazdı.
Vahşice öldürülen genç kızın katilini bulmakla yükümlü, ne yazık ki dönemin İstanbul Emniyet Müdürü, Celalettin Cerrah buyurmuşlardı ki: “E takip etselermiş kızlarını”.
İşte Hıncal Uluç diyor ki ne varmış bu sözde: “Cerrah'ın hangi cümlesi, hangi düşüncesi yanlış söyler misiniz?.”
Saptır ki sapam!
Kamu güvenliğinden sorumlu birimin en üst düzey yöneticisi katili yakalamak yerine nasihat verirse yanlış olur. Güvenliği sağlamakta yetersiz kalan bu birimin başı, en azından kabahatiyle oturması gerekirken, utanmadan bir de akıl veremez.
Kaldı ki önerinin kendisi yeterince zavallıcadır. Mesela nasıl takip edilmelidir? Kız kaçta eve gelmelidir? Erkek arkadaşı olmalı mıdır? Haftada kaç kere takip etmek gerekir?
***
Dünyanın dört bir yanına gitmiş olduğunu gizlemeyen Sayın Hıncal Uluç acaba nerede görmüş şehrin emniyet müdürünün şehrin insanlarına çocuk yetiştirmek konusunda nasihat ettiğini? New York Polis Müdürü Raymond W. Kelly “Kızını dövmeyen dizini döver” demiş midir? Ya da Londra Metropolitan Polis müdürü Sir Paul Stephenson “Sırttaki sopa karındaki sıpadan iyidir” diye bir beyanda bulunmuş mudur?
Meydan boştur! Celalettin Cerrah da Hıncal Uluç da diledikleri gibi konuşmaktadırlar. Cerrah neyse de Uluç’un O ne derse “doğru valla” diyen romantik kitlesi içindir bu yazdıklarım.
Uluç'un söyledikleri düpedüz ortak akla hakarettir.
Uluç yakında “ben O’na demedim, moderatöre dedim” demeden, vicdanınızla yüzleşin.
Bu sözlere tepkisiz kalmayın.
İlgili başka yazı bulunamadı.


