Afganistan'daki seçi­min ger­çek yüzü

25 Ağustos 2009, Salı
Çeviren: Yasin Kokarca

Patrick Cockburn / CounterPunch / 21.08.2009
Çeviren: Yasin Kokarca

Amerikan ve İngiliz orduları Irak ve Afganistan'daki varlıklarıyla şiddetlendirdikleri ve uzattıkları iç savaşların iştirakçileri oldular. ABD ve İngiltere hükümetleri, bu iki ülkenin askeri işgalden ötürü istikrarsızlaştığı gerçeğini inatla göz ardı ediyor.


Bunun nedeni açıkça ortada. İşgaller, tarih boyunca nadiren halkın desteğini arkasına almıştır. İşgalciler, guya destek verdikleri müttefik devletlerden önce kendi siyasi, askeri ve ekonomik çıkarlarını hesaba katarlar. Bu durum, Bağdat ve Kâbil'deki hükümetlerin meşruiyetlerini elinden alırken, aleyhtarlarının da kendilerine vatanperver muhalifler süsü vermelerini sağladı. Bir de yabancı askerlerin, maksatları ne olursa olsun otoriteyi sağlamak için şiddete başvurmaları, yerel halkla sürekli bir sürtüşme yarattı.


Afganistan'daki seçimlerin sonunda gerçekleşmiş olması, bir haftadır batılı basın yayın organlarında ABD, İngiltere ve NATO askerlerinin ustaca nezaretleri altında demokrasinin zafere ulaşması olarak övgüyle karşılanıyor. Oysa Afganistan halkı, iktidarı asıl kimin elinde tuttuğuyla ve bununla ne yapacağıyla ilgili.


Devlet Başkanı Hamid Karzai pek popüler olmasa da iltimas şebekeleriyle savaş ağası, emniyet müdürü, şûralar, dini liderler, aşiret ağaları gibi yerel ve bölgesel siyasi nüfuzu büyük kişilerin desteğini alarak yerini sağlamlaştırıyor. Irak ve Afganistan'daki seçimler ile ilgili dış basında eksik olan şey, sıradan Afganların ve Iraklıların kendi hükümetlerine, siyasi çetecilerin kendi maksatlarına alet ettikler bir araç gözüyle bakıyor oldukları. Hem Bağdat'ta hem de Kâbil'de yankı bulan hissiyata bakılırsa, görev başındaki liderlerin desteklenmesinin nedeni, artık daha fazlasını çalamayacak kadar çok çaldıkları; yeni bir hükümetin açgözlülükte berikinden aşağı kalmasa da, daha aç olacağı şeklinde. Afganistan'taki böylesine aşırı karamsarlığın boyutlarını tartmanın tek yolu, seçimlere katılım oranına bakmak olacak. Şimdilik yüzde 40-50'lerde olduğu söyleniyor.


Afganistan'daki seçim, savaşın sonunu yakınlaştırır mı ya da Kâbil'deki hükümeti güçlendirir mi? Karzai kazanırsa gerçek bir seçimle işbaşına getirilen bir lider olduğunu söyleyebilecektir. Ancak seçim sandığı yalnızca, savaş ağası diye de bilinen, ve Taliban'la girişilen iç savaştan sürpriz bir şekilde galip çıkan, neredeyse tamamı Peştun halkından (Afganların yüzde 42'si) ya da Peştun olmayan Kuzey İttifakı'ndan gelen adamların nüfuzunu sağlamlaştıracak.


11 Eylül'den hemen önce Kuzey İttifakı'na mensup güçler Afganistan'ın kuzeydoğusunda bir köşeye sıkışmış ve son bozgunu yemeye yakın görünüyorlardı. Ama birkaç ay içinde, Amerika Birleşik Devletleri El Kaide'ye yataklık eden Taliban'ın defedilmesine karar verdiğinde, Kuzey İttifakı, Amerikan hava kuvvetleri ve mali yardımı sayesinde Afganistan'ın tamamını ele geçirdi. Afgan halkın çoğu, Pakistan askeri istihbaratının yardımı ve Suudi Arabistan'ın maddi desteğiyle zafer kazanan Taliban'ın görünürde sonunun gelmesinden memnundu.

Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai (ortada), eski Başkan yardımcısı Muhammed Kasım Fehim (solda) ve şimdiki Başkan yardımcısı Kerim Halili

Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai (ortada), eski Başkan yardımcısı Muhammed Kasım Fehim (solda) ve şimdiki Başkan yardımcısı Kerim Halili


Ama Taliban'a karşı çıkmakla, komutanları mevki ve iktidar avantası peşinde olan Kuzey İttifakını desteklemek hiçbir zaman aynı şey değildi. 2001'de Kuzey İttifakı'nın kalesi konumundaki Kâbil'in kuzeyindeki Pençşir Vadisinde birkaç ay kaldım. Geçenlerde Afganistan'a yeniden gittiğimde o zamandan tanıdığım savaş ağalarının çoğunun hâlâ iş gücünü, ihaleleri ve Kâbil'de iyi para getirecek mevkileri ellerinde tuttuğuna hayretler içerisinde şahit oldum. Her ikisi de insan hakları ihlalleri ile suçlanan Tacik savaş ağası Muhammed Fehim ve onun Hazara kökenli muadili Kerim Halili'yi seçim saflarına dahil ettiği için Karzai'ye hayıflanan yabancı hükümetler saçmalıyor. Karzai sadece, Peştun olmayan topluluklarda kötü değilse bile kökleşmiş simsarların gücünü kabul ve tasdik ediyor. Bu siyasi yapı son derece karmaşık ve yozlaşmış olabilir ama Amerika ve İngiltere'nin ayakta tutmaya çabaladığı sistem tam da bu.


Afganlar için ilk başta yabancı askerlerin varlığı, Irak'ta hiçbir zaman olmayan bir şekilde kabul görüyordu. Bunda Irak'ın Kürdistan dışında işgal edilmesi, Afganistan'da ise böyle bir durum olmamasının da kısmen etkisi var. ABC News/BBC/ARD'nin yaptırdığı bir ankete göre, ABD ya da NATO/ISAF güçlerine karşı düzenlenen saldırıları onaylayan Afganların oranı yalnızca yüzde 25 iken, bu sayı yaşadıkları yer topçu ateşi ya da bombardıman altında kalanlar arasında yüzde 44'e fırlıyor. Washington'ın planlarının aksine Afganların yalnızca yüzde 18'i asker sayısının artırılmasını onaylarken, yüzde 48'i askerlerin azaltılmasını istiyor. Bir zamanlar Pakistan'ın kuklası olarak kötülenen Taliban, kendisini Afgan milliyetçileri olarak yeniden tanımlayarak başarılı olmaya başlıyor.


Amerika ve İngiltere'nin Afganistan'da giriştikleri savaşın bir çok üzücü yönünden biri, Irak'tan çok az ders alınmış olmasıdır. Askeri işgaller için halkın desteği yok ve olacak gibi de görünmüyor. Hem Irak hem de Afganistan, etnik ve mezhebe dayalı derin ayrımların yaşandığı ülkeler. Kargaşa çıktığında işgalciler ister istemez o ya da bu cephede yer almak zorunda kalacaklar.


Irak'tan çok az şey öğrenildi çünkü orada yaşananlar ve Afganistan'da yapılması gerekenler için yol gösterici olarak propaganda seçildi. İçinde bulunduğumuz hafta Bağdat'ta en az 100 kişinin öldüğü bombalı saldırıların ardından, Amerikan ordusunun Irak şehirlerinden çekilmesinin erken bir hamle olup olmadığı üzerine anlamsız bir tartışma başladı. Aslında, geçen yılın sonundan bu yana Bağdat'ta çok az Amerikan askeri devriye geziyor. Şehrin kontrolünden Amerikalıların sorumlu olduğu dönemde de intihar bombacılarının sürdüğü patlayıcı yüklü taşıtların önüne geçilemedi.


Amerika'nın Irak'taki asıl başarısı Sünnilere karşı Şiilere ve Kürtlere arka çıkması oldu. ABD ordusu Sünnilerle, isyancıların El Kaide'yi hedef alması için gizlice sözleşti. Şiilerle iç savaştan da beter bir duruma düşen Sünnilerin Amerikalılarla bir anlaşma yapması gerekiyordu. Son bombalı saldırılar yüksek ihtimalle mesajını iletmek için El Kaide'yi kullanan Sünni tarafından geliyor. Sünniler acımasız bir şekilde Irak hükümetine dışlanmayı kabul etmediklerini gösteriyor. Washington'daki kimi düşünce kuruluşlarında da taraftar bulan ve Irak savaşın birkaç bariz taktik yenilik sayesinde kazanıldığı için Afganistan'da da bu yöntemin tutacağı şeklindeki görüş tamamen yanıltıcı ve ABD ve İngiltere'yi biraz daha batağın içine çekecek.


Yazının orijinalini şu adreste bulabilirsiniz:
http://www.counterpunch.org/patrick08212009.html

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

Benzer yazılar:


Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar