"Her Mihnet Kabulum / Yeter ki Gün Eksilmesin Penceremden"
BM toplantısı için New York'a gelen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ile Fransa Cumhurbaşkanı, Fransa Cumhurbaşkanının kaldığı otelde buluşmuş. İki ülke ilişkilerinin ele alınacağı toplantı öncesinde basına fotoğraf çekmesi için poz verilirken, Fransa Cumhurbaşkanı fincandaki kahvesini höpürdetmek için başını eğerken, ayağıyla dengeyi kurup kahveyi dökmemeyi garantilemek istercesine bacak bacak üstüne atmış. Vay sen misin böyle poz veren?
Hiç böyle poz verilir miymiş? Bu Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na büyük saygısızlıkmış, Fransızlar zaten küstah olurmuş (daha neler) diye gidiyor değerli basınımızın yorumları.
Fotoğraf Hürriyet Gazetesi internet sayfalarından alınmıştır.
Fakat bir nokta unutuluyor. O bacak, diğer bacağın üzerine o an atılmadı. O bacak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı tarafından aylarca önce diğerinin üzerine o şekilde özenle konmuş, hatta ara ara da yerinde mi diye kontrol edilmiştir. Bakın fotoğrafa, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın yüzünde herhangi bir şaşkınlık, hoşnutsuzluk, kızgınlık var mı? Yok, aksine gülüyor. Gülüyor,çünkü kendi koydu onu oraya, bıraktığı yerde görmekten mutlu.
Bu yazının yayınlandığı arşivin dizininde bir başka yazı bulacaksınız. Yazı 19 Ekim 2006'da yayınlanmış. Başlığı da 'Fransız Gurşunu Değmez Adama'. Yazı Fransa Meclisi'nin Ermeni Soykırımı'nı (varsa eğer) kabul etmesi üzerine yazılmış. İzninizle oradan bir alıntı yapacağım.
'Sıra ülkemizin tepkisini göstermeye geldi. Fransa ile olan ekonomik ilişkilerin dondurulması zaten düşünülmüştü.
Fakat.
Başbakan, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada şunları söyledi:
"Ürünlerini almayalım, şöyle yapalım, böyle yapalım.. Biz sakin olacağız. Biz, attığımız adımı bilerek atacağız. Ürün alıp almamak ne getirir, ne götürür? Acaba kurbağayı ürkütür mü, ürkütmez mi? Hesapları iyi yapacağız. İktidarınız, inşallah, bu konularla ilgili atılması gereken adımları tüm siyasi platformlarda da Anayasal, yasal platformlarda da atmaktadır. Bundan hiç endişeniz olmasın. Şu anda Türkiye'nin Fransa ile dış ticaret hacmi yaklaşık 10 milyar dolar. Bu Fransa'nın dış ticaret hacmi içerisinde yüzde 1.5'dir. Onun için bunun hesabını iyi yapacaksınız. Adımlarımızı da ona göre atacağız."
İzninizle bu satırları Türkçe'ye çevirmek istiyorum, iki şey söyleniyor:
İlki, 'hani biz yaptırım uygularız, canınıza okuruz demiştik ya! Biz öyle coşar söyleriz, siz ciddiye almayın'.
İkincisi de, 'güldürmeyin allahaşkına; ateş olsak cürmümüz kadar yer yakarız, bizim etimiz ne budumuz ne, ne yaptırımı uygulayacağız Fransa'ya'.
Vefakat.
Türkiye bir söz söylemiştir. Söz ağızdan çıkmıştır. Gereği yapılmazsa bundan sonra söyleceğimiz hiç bir söz inandırıcı ve caydırıcı olmayacaktır.
Konu namus konusudur. Göz göre göre Türkiye'ye meydan okundu. Fransa meydan okudu ve gereken yanıtı almalı.
Gücümüz neye yetiyorsa yapmalıyız. Fransa ile ekonomik ilişkilerin dondurulması, Fransa'ya verilecek ekonomik zararın çok daha ötesinde bir anlam taşıyor: Fransa'yı yok sayıyoruz. Gelecekteki benzer cüretkar meydan okumalara karşı tedbir alıyoruz.
En önemlisi onurumuzu koruyoruz.'
Gördünüz mü? Başbakan 'adımlarını bilerek atıyor'. Adımlarını 'ona göre atıyor'. Saygınlığını dış ticaret hacmiyle ölçüyor. Hiç belgesel de izlememiş. O küçük kuşlar kendilerine saldıran yılana, kokarcaya, sansara nasıl kafa tutuyor, nasıl tüylerini kabartarak küçücük cüssesiyle düşmanın üstüne gidiyor. Elbette fiziksel olarak kuşa şans vermeyebilirsiniz. Kuş, dış ticaret hacmi, tüccar siyaseti gibi şeyler bilmediğinden, daha iki koyun gütmemiş olduğundan, genlerine kazınmış olan hayatta kalma duygusuyla tüylerini kabartıyor ve saldırıyor. Aslında herkes genlerine ne kazındıysa öyle davranıyor.
İşte Fransa Cumhurbaşkanın bacaklarının düzenlenmesinin hikayesi. Türkiye Başbakanı dua etsin ki, Fransa Cumhubaşkanı ayaklarını O'nun boynuna atmamış. Kısa bir tereddüt anından sonra yüzde 1.5'u hatırlayan bu zat, tüccar öğretisi doğrultusunda onun orda kalmasına izin verecekti çünkü.
Annelerimiz sütlaç yapsın, komşularımızdan aşure gelsin dileğiyle.
İlgili başka yazı bulunamadı.



