Küresel ısınma, sera etkisi ve iklim değişikliğine bir bakış
Tarihte Bugün / 2006-10-10
Hatırı sayılır sayıda bilim insanı yeryüzünde iklimlerin değiştiği, ozon tabakasının inceldiği, kuraklık ve açlığın kapıda olduğunu söylüyor. Peki 'sera etkisi', 'küresel ısınma', 'Kyoto Protokolü' gibi kavramları ne kadar iyi tanıyoruz?
Dünyada ortalama yüzey sıcaklıkları geçen yüzyıldan bu yana yükseliyor. 20. yüzyılın son 15 yılından 10'u, yüzyılın en sıcak yılları oldu. Örneğin 1998 kaydedilen en sıcak yıldı. Kuzey yarımkürede karla kaplı bölgeler ve Kuzey Buz Denizi'ndeki buzul miktarı günden güne azalıyor. Buna paralel olarak geçen yüzyılda deniz suyu seviyesi birkaç cm yükseldi. Ortalama sıcaklık artışının insan eliyle gerçekleştirildiğine yönelik kanıtlar da günden güne artıyor.


Sera Gazları nelerdir?
Sera Gazları olarak adlandırılan gazların bazıları, atmosferde doğal olarak bulunan maddelerdir. Bunlar su buharı, karbondioksit, metan, nitröz oksit ve ozondur. Ancak insan faaliyetleri ile bu gazların miktarı artmaktadır. Katı atıklar, fosil yakıtlar (petrol, doğalgaz, kömür), odun gibi maddelerin yanmasıyla karbondioksit; kömür, petrol ve doğalgazın üretim aşamasında metan; tarım ve endüstride nitröz oksit açığa çıkmaktadır.
Yine sera gazları arasında sayılan hidroflorokarbonlar (HFC), perflorokarbonlar (PFC) ve sülfür hegzaflorid (SF6) ise atmosferde doğal olarak bulunmazlar. Bu maddeler sanayi faaliyetlerinin sonucu açığa çıkmaktadır. Bu saydığımız gazların atmosferdeki yoğunluğu, hiç olmadığı kadar artmıştır. Örneğin, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu milyonda 375 moleküle (ppm) yükselmiş durumdadır. Bu değer 420 bin yılın en yüksek değeridir.


Şekil-2'de farklı senaryolara göre hesaplanan, gelecekteki karbondioksit yoğunluğu gösterilmektedir.
Sera Etkisi nedir?
Yeryüzünden yansıyan güneş ışığı atmosferi terk etmeden önce sera gazlarına temas eder. Bu gazlar, enerjinin bir bölümünü yeryüzüne doğru yansıtarak atmosferin ısınmasını sağlarlar. Bu etkiye sera etkisi denir. Sera etkisi, yeryüzündeki yaşam için gerekli bir olgudur. Bu etki olmadan yeryüzü sıcaklığının yaklaşık 30°C düşük olacağı hesaplanmıştır. Ancak insan faaliyetleri sonucu sera gazlarının yoğunluğu arttıkça, yeryüzüne yansıyan enerjinin miktarı artmakta ve sıcaklık yükselmektedir.


Şekil-3'te Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC: Intergovernmental Climate Change Panel) ortalama sıcaklık tahminleri görülmektedir.
Kyoto Protokolü nedir?
Kyoto Protokolü, sera gazlarının atmosfere yayılmasını azaltmak amacıyla oluşturulan bir anlaşmadır. Protokolü onaylayan 160'tan fazla ülke, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması dahilinde, atmosfere yaydıkları sera gazlarında, 1990 yılına göre yüzde 5,2 oranında bir indirime gitmeyi kabul etmiştir. 16 Şubat 2005'te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü'ne en büyük kirleticilerden olan Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya ise imza koymamıştır. Ancak sorun bununla sınırlı değil. Kyoto Protokolü'nün geçerliliği 2012 yılında doluyor. Bu tarihten sonra ne olacağı ise belli değil.
Kaldı ki küresel ısınmada geri dönülemez noktayı geçtiğimize dair araştırmalar da bulunmakta. Örneğin İngiliz bilimadamı James Lovelock, küresel ısınmayı tersine çevirmek için girişilen çabaların başarısızlığa mahkûm olduğunu, çünkü bunun için çok geç kalındığını söylüyor. Karamsar bir tablo çizen Lovelock, bildiğimiz anlamda uygarlığın artık hayatına devam edemeyeceğini iddia ediyor.


Şekil 4'te Kuzey Buz Denizi'ndeki farklı noktalardaki buzul kalınlığının yıllara göre değişimi gösteriliyor.
Derleyen: Yasin Kokarca
Kaynaklar:
Şekil 1 - Brohan, P., J.J. Kennedy, I. Haris, S.F.B. Tett and P.D. Jones, 2006
Şekil 2 – Past and future CO2 concentrations. (2005).
Şekil 3 - Temperature trends and projections. (1999). In UNEP/GRID-Arendal Maps and Graphics Library.
Şekil 4 - Thinning of the Arctic sea-ice. (2000). In UNEP/GRID-Arendal Maps and Graphics Library.
Benzer yazılar:
- İhtiyar Heyeti, iklim mücadelesine torunlarını da kattı Dünyanın önde gelen liderlerinden oluşan "İhtiyar Heyeti"nden, Kopenhag'da iklim değişikliğini tartışmaya hazırlanan siyasilere mesaj: İnsanoğlunun geleceği tehlikede. Sorumluluğunuzun gereğini yerine...


