Resmi Tarih ya da 'Ama bu tarih için!'

17 Ekim 2005, Pazartesi
Yazan: Taraflı Bağımsız Gazete

1918 Mart'ında ağır bir yenil­giye uğra­yan bir Fran­sız gene­ra­li­nin yazdıkları...

'Bir­lik­leri boz­guna uğra­yan gene­ral, bir telg­raf dikte ettir­mekte ve nasıl başa­rılı bir taar­ruz yap­tı­ğını anlat­mak­ta­dır. Ken­di­sine 'nasıl olur?' diye sorul­du­ğunda 'Mais ? c'est pour l'histoire (Ama bu, tarih için).' ceva­bını ver­mek­te­dir. Ya bu savaşla ilgili günü­müze ula­şan tek belge, bu telg­raf olsaydı? Gene­ral savaşı kazan­mış olacaktı.'

Yuka­rı­daki satır­lar 20. yüz­yı­lın en önemli tarih­çi­le­rin­den biri olan, ve ömrü­nün kırk yılını Oxford Üniver­si­te­sinde ders vere­rek geçi­ren ünlü ingi­liz tarih­çisi Prof. Chris­top­her Hill'e ait. Tarih­çi­nin görevi ve olay­lara nasıl yak­laş­ması gerek­ti­ğini anlat­tığı 1970'lere ait bir yazı­dan alıntıladım.

Bize ilk ve orta öğrenim haya­tı­mız boyunca tarih ders­le­ri­mizde öğreti­len tarihi doğ­ru­ları! düşü­nün, bu yazıyı görünce insan ister iste­mez tüm öğren­dik­le­rine kuşku ile bak­maya baş­la­mı­yor mu? Zaten kuşku ki, doğ­ru­nun baş­la­ya­cağı ilk nokta değil midir?

Çoğu zaman içinde yaşa­dı­ğı­mız top­lu­mun değer yar­gı­ları, kor­ku­ları ve üst yöne­tici sını­fın iste­dik­leri biçimde öğreti­lir tarih bize. Ve biz de o kör­pe­cik beyin­le­ri­mize bun­ları kazı­rız. Aslında bize öğreti­len kanımca tarih değil­dir, olsa olsa resmi tarih­tir. Resmi tarih ise kuşku ile yak­la­şıl­ması gere­ken bir kay­nak­tır. Tıpkı geç­miş­teki bir el yazı­sı­nın tek başına tarihi kanıt ola­ma­ya­cağı gibi resmi tarihte tek başına bir kay­nak ola­maz, olmamalıdır.

Bugün sokak­taki adama, poli­ti­ka­cıya, işa­da­mına, mühen­dise yüz­yı­lın başında yaşan­mış olay­lara (adı ne olursa olsun, önemli değil) dair sora­ca­ğı­mız soru­lara ala­ca­ğı­mız yanıt­larda resmi tarih ola­rak öğreti­len bil­gi­ler­den başka bir­şey olma­ya­cak­tır. Bugün­lerde oldukça gün­cel konu­lar ara­sında yera­lan bu olay­ları bile üzerin­den geçen onca zamana rağ­men yete­rince irde­le­ye­me­miş olmak resmi söy­lem­le­rin ve resmi tavır­la­rın hega­mon­yası altında maale­sef müm­kün ola­madı. Ama bu bun­dan son­rada olma­ya­cağı anla­mına gelmiyor.

Yuka­rı­daki satır­larda belirt­ti­ğim resmi tarih ve resmi hega­monya üste­lik yal­nızca bizim top­lu­mu­muza mah­sus bir olayda değil. Tarihi olayda taraf olan (kimi­le­rine göre zalim, kimi­le­rine göre de maz­lum olan) top­lumda da bu durum maale­sef böyle. Yazı­nın başında belir­ti­ğim gibi: Çoğu zaman içinde yaşa­dı­ğı­mız top­lu­mun değer yar­gı­ları, kor­ku­ları ve üst yöne­tici sını­fın iste­dik­leri biçimde öğreti­lir tarih bize.

Peki kar­şı­lıklı önyar­gı­lar ve resmi söy­lem­lerle kısır­laş­tı­rı­lan bu olay­lara tarih­çi­ler nasıl yak­laş­malı? Ulu­sal duy­gu­lar ve önyar­gı­la­rıyla mı? Yoksa ?bilgi sahibi olma­dan fikir sahibi olunmaz?düsturu eşli­ğinde bir geniş görüş­lü­lükle mi?

Bu soru­nun ceva­bını ?tarih­çi­nin görevi nedir?? soru­suna ver­diği yanıtla tarihe ilgi duyan her­kese yol gös­te­ren ünlü tarihçi Prof. Chris­top­her Hill'e bırakalım:

İyi bir tarihçi her­şey­den önce iyi soru sor­ma­sını bilen kimse olma­lı­dır. Ken­di­sin­den önceki tarih­çi­le­rin var­sa­yım­la­rını sor­guya çekme­li­dir; kendi var­sa­yım­la­rını ve önyar­gı­la­rını göz­den geçir­me­li­dir; soru­lan soru­ları, kar­şı­la­şı­lan sorun­ları, ince­le­diği döne­min insan­ları tara­fın­dan yaşa­nı­yor­muş­ca­sına kav­ra­mak için geç­mişi zor­la­ma­lı­dır. Tarihçi ne kadar geniş görüşlü olursa bu yara­tıcı görevi ger­çek­leş­ti­re­bilme şansı da o kadar artacaktır.?

Yüz­yıl başında yaşan­mış bu olay­ları, her iki top­lu­mun tarih­çi­le­ri­ninde aynı geniş görüş­lü­lük ve önyar­gı­dan uzak dura­rak enine boyuna ince­le­me­leri tarih için bir kazanç olacaktır.

  • Print
  • RSS
  • PDF
  • Facebook
  • Twitter
  • Digg
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MSN Reporter
  • del.icio.us
  • LinkedIn
  • NewsVine
  • Technorati
  • Reddit
  • FriendFeed
  • ThisNext
  • Mixx
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Tumblr
  • Slashdot
  • Identi.ca
  • HackerNews
  • Netvouz
  • StumbleUpon

İlgili başka yazı bulunamadı.

Etiketler:

Yorum yazın

Asgari Ücret 577 TL
Açlık Sınırı 843 TL
Yok­sul­luk Sınırı 2.746 TL
Milli Gelir (Kişi Başı)
13920$ (DB 2008)
BM İnsani Geliş­miş­lik Sırası
79 (UN HDR 2009)
Kadın Mil­let­ve­kili Oranı
%9,09 (2007)
Bebek Ölüm­leri Oranı
%2,578 (CIA, 2009)
İşsiz­lik Oranı
%14,5 (Ocak 2010)

SÜREKLİ GÜNDEM

tr_kanAkarDevletBakar